Avrupa’da nehirler alarm veriyor
Kuraklık koşulları Avrupa’nın büyük bir kısmında kritik seviyede seyretti. Temmuz ortasında ise orta-batı Avrupa’da daha da kötüleşti, nehirlerdeki sular ölçümlerin başladığından bu yana en düşük seviyelere indi.
Ren Nehri, geçtiğimiz günlerde Almanya’nın Kaub kasabasında sadece 21 santimetre derinliğe ulaştı. Bu, Almanya’nın 1880 yılında bu ölçüm noktasında kayıt tutmaya başladığından beri kaydedilen en düşük seviye.
Bu düşük su seviyelerinin önemi çok büyük. Kültürel açıdan Ren Nehri, uzun zamandır Alman ulusal kimliğinin merkezinde yer alıyor, yüzyıllar boyunca üzerinde savaşılan ve ünlü şiirlerde ve operalarda anılan bir sınırdır.
Ekonomik açıdan ise Ren Nehri, dünyanın en büyük kimya kompleksleriyle bağlantılı. Son günlerde Ren Nehri’nde seyreden mavnalar, tam kapasitelerinin sadece beşte biri kadar yük taşıyabilmektedir.
Ağustos ortasında da Köln’de ve Ren Nehri’nin Almanya’dan Hollanda’ya geçtiği Lobith’te, kayıtların başladığı günden bu yana görülen en düşük su seviyeleri ölçüldü.
Ulaşım, sanayi ve tarım açısından önemli işlevlere sahip diğer büyük Avrupa nehirlerinde de rekor düzeyde düşük su seviyeleri gözlemlendi; bunlar arasında 10 ülkeden geçen Tuna Nehri ve İtalya’daki Po Nehri de yer alıyor.
AB Kuraklık Gözlemevleri’ne göre, kuraklık koşulları Avrupa’nın büyük bir kısmında sabit kritik seviyede seyretti; Temmuz ortasında ise orta-batı Avrupa’da daha da kötüleşti.
Nehirlerde su seviyeleri düştü
Almanya'nın Düşük Su Seviyesi Bilgi Sistemi (NIWIS), Temmuz ayı sonunda Ren Nehri'ndeki ölçüm istasyonlarının yüzde 44'ünün ve Tuna Nehri'ndeki istasyonların yüzde 78'inin son derece düşük su seviyeleri kaydettiğini bildirdi.
İsviçre Alpleri'nden doğup Kuzey Denizi'ne dökülen Ren Nehri, Avrupa'nın en yoğun su yollarından biri. Su seviyelerindeki düşüş, navigasyon ve nakliyenin kısıtlanmasının yol açacağı ekonomik sonuçlara ilişkin endişeleri tetikledi.
Batı Almanya’daki Kaub ölçüm istasyonu, yük gemilerinin ne kadar ağır yüklenebileceğini ölçtüğü için Ren Nehri’ndeki seyir edilebilirliğin önemli bir gösterge. Burada ölçülen düşük su seviyeleri, iç su taşımacılığını ciddi şekilde kısıtlayabilir.
Ren Su Yolları ve Denizcilik Otoritesi’nden Martin Wolters, Alman WDR kanalına yaptığı açıklamada, Ren Nehri’ndeki nakliyenin tamamen askıya alınmasının sözkonusu olmadığını, ancak gemileri daha hafif hale getirmek için yükün daha fazla gemiye dağıtılması gibi önlemlerin alınması gerekeceğini söyledi.
Wolters, bunun zamanla nakliye maliyetlerinin artmasına ve tedarik darboğazlarına yol açabileceğini belirtti.
Tuna nehrinde kritik eşik
Tuna Nehri'nin su seviyesi Sırbistan ve Romanya dahil birçok ülkede son 30 yılın en düşük seviyesine geriledi. Bu durum, Macaristan’ın tek nükleer santralini kapatılmanın eşiğine getirdi.
Tesis, azaltılmış kapasiteyle çalışıyor ve yetkililer, santralin tamamen devre dışı bırakılması gerekip gerekmediğini izliyor.
Tuna Nehri’ndeki kuraklık, Sırbistan ve Romanya’daki elektrik tedarikinde de ciddi aksaklıklara neden oluyor.
Sırbistan, su eksikliğinin soğutma sistemlerini aksatması nedeniyle kömürle çalışan elektrik santrallerinin üretimini kesti. Romanya ise Cernavoda nükleer santraline su akışını artırmak için Tuna Nehri kıyısındaki büyük bir kayada kontrollü bir patlatma gerçekleştirdi.
Romanya’da Dacia ve Ford tarafından işletilen iki otomobil fabrikası, elektrik tüketimini azaltmak amacıyla üretimi iki haftadan fazla bir süre durdurma kararı aldı.
Po vadisinde alarm
İtalya'nın en uzun nehri olan Po, Temmuz ayı sonunda kuzeydeki Cremona kenti yakınlarında tarihi bir düşük seviyeye ulaştı. Yetkililer, tüm Po Vadisi genelinde kuraklık alarm seviyesini “yüksek”e yükseltti; uzmanlar ise içme suyu tedarikinde yaşanabilecek aksaklıklar konusunda uyarılar yayınladı.
Po Nehri’nin ağzındaki düşük akış, denizden gelen tuzlu suyun nehir yatağına girmesine neden olarak ekosistemi bozdu ve ekinlerini sulamak için Po Nehri’nden su kullanan çiftçiler için ciddi sorunlara yol açtı.
Sıcaklarla birlikte buharlaşma da arttı
World Weather Attribution grubundaki bilim insanları tarafından yapılan yakın tarihli bir araştırma, Avrupa’nın büyük bir kısmında yağışların azalmasına yönelik net bir uzun vadeli eğilim olmadığını ortaya koydu.
Ancak araştırmacılar, insan kaynaklı iklim değişikliğinin yüksek sıcaklıklar yoluyla nemin buharlaşmasını artırdığını ve bu durumun kuraklık koşullarının ortaya çıkma olasılığını yükselttiğini belirtti.
Sıcak ve kurak hava, evsel, tarımsal ve endüstriyel kullanım için su talebini de artırdı.
Uzun süren kuraklık dönemleri, göllerin su seviyelerini de etkileyerek tatlı su kaynaklarının kullanılabilirliğini olumsuz yönde etkileyebilir.
AB’nin Copernicus iklim servisi, 2022 yılında Avrupa’da yaşanan kuraklığın orman yangınlarının artmasına katkıda bulunduğunu ve bunun da ortalamadan daha yüksek karbon emisyonlarına yol açtığını belirtti.








