KONULAR
Almanya'da seçim zamanı
Almanya'daki erken genel seçimler, ülkenin yakın tarihindeki en önemli seçimlerden biri olarak görülüyor.
Aşırı sağcı AfD partisinin ciddi oy oranlarına ulaşması ve geleneksel merkez sağ ve merkez sol partilerin gerilemesi, siyasî dengeleri alt üst ederken, sandıktan nasıl bir koalisyon çıkacağı noktasında belirsizlik sürüyor.
Kamuoyu araştırma şirketi Forsa'nın kurucusu Manfred Güllner bu seçimin, kendi izledikleri arasında, "belirsizliğin en fazla olduğu seçim" olduğuna işaret ediyor. Güllner, koalisyon öngörüsü yapmanın bu kadar zor olduğu bir seçime tanıklık etmediğini söylüyor.
Nüfusu 85 milyonu aşan Almanya'da 22 milyona yakın kişi göçmen kökenli. Bunların 3 milyona yakınını Türkler oluşturuyor. Almanya, Türkiye'nin ihracatında ilk sırada yer alıyor.
Son anketler ne diyor?
Son anketler, merkez sağdaki Hristiyan Demokratların (CDU/CSU) yüzde 27 oy oranıyla seçimlerden birinci parti çıkacağını, aşırı sağcı Almanya için Alternatif'in (AfD) yüzde 20 ile ikinci, Sosyal Demokratların (SPD) yüzde 17 ile üçüncü ve Yeşiller'in de yüzde 12 ile dördüncü sırada olduğunu ortaya koyuyor.
Siyasî belirsizliğin nedeni ise daha küçük partilerin, Sol Parti, liberal Hür Demokrat Parti (FDP) ve sol popülist Sahra Wagenknecht İttifakı'nın (BSW) alacakları oy oranlarındaki küçük bir farkın, siyasî denklemi değiştirebilecek olması.
YouGov'un son anket sonuçları Sol Parti'nin yüzde 9 ile barajı rahatlıkla geçtiğini, diğer iki partinin ise yüzde 5'lik seçim barajını zorladığını gösteriyor.
Anket sonuçlarına göre, BSW'nin oy oranı yüzde 5'te, FDP'nin oy oranları ise yüzde 4 ila 5 arasında gidip geliyor.
Siyasi hesaplar alt üst olabilir
Sınırdaki partiler seçim barajını geçebilirse, 630 sandalyeli mecliste CDU/CSU ve SPD'nin milletvekilleri sayısı azalacak. Koalisyon hükümeti kurma süreci daha da zorlaşacak.
Manfred Güllner, Alman medyasına yaptığı değerlendirmede, küçük partilerin meclise girmesi halinde iki partili koalisyonun kurulamayacağına, ancak üç partili bir koalisyonun mecliste çoğunluğu sağlayabileceğine işaret etti.
Başbakanlığın en güçlü adayı CDU lideri Friedrich Merz'in hükümeti kurmak için koalisyon ortağı ile birlikte en az 316 milletvekiline ihtiyacı var.
Büyük bir sürpriz olmaması durumunda, Hristiyan Demokratlar ve Sosyal Demokratların oluşturacağı koalisyon hükümeti en gerçekçi senaryo olarak öne çıkıyor. Anketler de, bu sonuca işaret ediyor.
Hristiyan Demokratlar (CDU/CSU) ile Yeşiller arasındaki bir koalisyon da anketlere göre kıl payı ile çoğunluğu sağlayabilir. Ancak bu iki parti arasındaki olası koalisyonun istikrarlı bir hükümet getirmeyeceği düşüncesi ve CSU'nun Yeşiller ile koalisyona soğuk bakması nedeniyle pek bu ihtimal gerçekçi görülmüyor.
Küçük partilerden sadece Sol Parti'nin meclise girmesi, BSW ve FDP'nin barajın altında kalması durumunda, CDU/CSU ve SPD'nin yüksek oy oranlarıyla ikili bir koalisyon kurması seçeneklerden biri olmaya devam ediyor.
Ancak BSW ve FDP'nin de barajı geçmeleri durumunda, siyasi hesapların alt üst olması tehlikesi bulunuyor. En karamsar senaryolardan biri ise, Hristiyan Demokratların ikili bir koalisyon hükümeti için çoğunluğu ancak AfD ile kurabilecek olması.
Merz, seçimler öncesinde, AfD ile koalisyon hükümeti kurmama sözü verdiği için burada üçlü koalisyon seçenekleri ya da azınlık hükümeti gündeme gelebilecek. Azınlık hükümeti senaryosu da bir süre sonra yeniden seçimlere gidilmesi seçeceğini zorlayabilir.
59 milyon 200 bin seçmenin oy kullanacağı erken seçimlerde Federal Meclis'teki 630 sandalye için 4 bin 506 aday ve 29 siyasi parti yarışıyor.
Seçimden önce siyasi partiler Başbakan adaylarını ilan ediyor. Ancak seçmenler, genel seçimlerde aslında doğrudan Başbakana oy vermiyor. Seçmenler oylarıyla Federal Meclis'e gidecek milletvekillerini seçiyor.
Başbakanı kim seçiyor?
Seçmenler milletvekillerini, Federal Meclis de Başbakanı seçiyor.
Seçimlerden birinci parti çıkan partinin Başbakan adayı, koalisyon ortağı ya da ortaklarıyla yürütülen müzakerelerde uzlaşı sağlaması halinde, daha çok törensel bir rolü olan Cumhurbaşkanı bu adayı meclise tavsiye ediyor.
Meclisteki oylamada mutlak çoğunluğun oylarını alması halinde Başbakan yemin ederek görevine başlıyor. Ancak bu süreç zaman alabiliyor. Özellikle koalisyon görüşmeleri haftalar hatta aylar sürebiliyor.
Milletvekili sayısı azaltıldı
Almanya'da seçim reformu kapsamında Federal Meclis'te sandalye sayısının azaltılması, tahminlere göre yılda 125 milyon euroluk tasarruf sağlayacak.
Federal Meclis'in işleyişini kolaylaştırmak ve yüksek maliyeti azaltmak amacıyla yapılan reform çerçevesinde milletvekili sayısına 630 üst sınırı getirildi. 2021 yılında seçilen meclis 736 milletvekilinden oluşuyor.
Alman Ekonomi Enstitüsü'nün (IW) yaptığı hesaplamaya göre, meclisin küçülmesi yılda 125 milyon avroluk tasarruf getirecek.
En önemli tasarruf kalemleri, 13 milyon avro ile milletvekili maaşları, 20 milyon avro ile partilerin meclis gruplarına yapılan ödemeler ve 40 milyon avroyla milletvekillerinin yanında çalışanlara yapılan maaş ödemeleri olarak sıralandı. IW, bu büyük kalemlerin yanında ofis donanımı, seyahatler gibi çeşitli kalemlerde de önemli tasarruf olacağını kaydetti.
Borç freni için reform
Euronews'ün aktardığına göre, Almanya ekonomisi yapısal ekonomik sorunlar nedeniyle 2024 yılında üst üste ikinci kez daraldı. Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı işgal etmesinden bu yana yükselen enerji fiyatları üretim faaliyetlerini olumsuz etkiledi. Artan hayat pahalılığı, artan göç ve yeşil enerji düzenlemeleri halkın ve iş dünyasının memnuniyetsizliğine yol açarak, bu temel politikalarda reform yapılmasını gerektirdi.
Yeni hükümetin ele alması beklenen ilk gündem maddesi, 2009 yılında yürürlüğe giren ve bütçe açığını ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 0,35'i ile kontrol ederek hükümetin borçlanmasını sınırlayan bir malî kural olan Almanya'nın "borç freni" reformu.
Almanya ayrıca NATO ve ABD Başkanı Donald Trump'ın savunma harcamalarını arttırması yönündeki baskılarıyla karşı karşıya. Federal Meclis, askeri harcamalar için 100 milyar avroluk özel bir fonu onayladı. NATO'nun hedefini karşılamak için mevcut hükümet bütçesinin GSYİH'nin yüzde 3,6'sına yükselmesi gerekecek.
Yasa dışı göçmenlik ve yeşil enerjiye geçiş
Koalisyon hükümeti, yasa dışı göçü ele alırken, vasıflı işçiler için yasal göçü teşvik edecek. Merz ise seçim kampanyasında daha katı göç kuralları çağrısında bulundu. Scholz ve Yeşiller Partisi de yasa dışı göçmenlerin sınır dışı edilmesi için bastırdı.
AB'nin iklim hedefleriyle ilgili olarak, yeni iktidar partisi koalisyonu yüksek yeşil enerji maliyetlerinin Almanya üzerindeki ekonomik etkisine meydan okuyabilir. Ülkenin otomotiv endüstrisi, yüksek enflasyon, yeşil dönüşüm hedeflerine ulaşmanın artan maliyetleri ve yoğunlaşan denizaşırı rekabet gibi birçok büyüme darboğazıyla karşı karşıya.
Potansiyel piyasa tepkisi
Alman birleşik borsa endeksi DAX, Şubat ayı boyunca defalarca yeni zirvelere ulaştı ve Ukrayna savaşını sona erdirmeye yönelik barış görüşmelerinin ortasında savunma hisseleri geniş çaplı kazançlara öncülük etti.
CDU liderliğindeki bir koalisyon, kısa vadede piyasa duyarlılığını artırabileceğinden Almanya hisse senedi piyasalarının bu eğilimi sürdürmesi muhtemel. İlk olarak, seçim sonucu kesinlik sağlayacaktır. İkinci olarak, tavsiye edilen politika değişiklikleri ekonomik büyüme yanlısı ve ülkenin ekonomik görünümüne ilişkin iyimserliği körüklemektedir.
İstikrar kazanan bir ekonomi, yatırımcıları Alman devlet tahvillerine çekerek tahvil getirilerini yükseltebileceğinden avro da güçlenebilir. Ancak, seçim sonrası müzakerelerin uzaması yatırım duyarlılığını azaltabilir ve hisse senedi piyasaları ile avro üzerinde baskı yaratabilir.
Sonuç olarak, Avrupa hisse senedi piyasaları ve para birimindeki hareketler öncelikle dış faktörler, özellikle de ABD'deki gelişmeler tarafından yönlendirilmekte. Bu nedenle, herhangi bir piyasa tepkisinin kısa ömürlü olması muhtemel.