Mustafa Kemal, Cumhuriyet Halk Fırkası'nın Büyük Kongresi’nde, 15 Ekim 1927 günü vermeye başladığı Nutuk’unu, 99 yıl önce 20 Ekim 1927 günü tamamlarken, Türkiye Cumhuriyeti’ni, Türk gençliğine kutsal bir emanet olarak bırakıyordu.

KONULAR

Türkiye Cumhuriyeti gençliğe emanet

Mustafa Kemal Atatürk, 99 yıl önce 15 Ekim 1927 Cumartesi günü, Cumhuriyet Halk Fırkası'nın İkinci Kongresi'nde, tarihi yaşadığı gibi yazdığı Büyük Nutuk'unu vermeye başlamıştı. Mustafa Kemal, 1927 yılının ilk yarısında Köşk'te hummalı bir çalışma içine girmiş ve kendisinin yarattığı tarihi yazmaya başlamıştı. 

Yakın çevresi, onun, Millî Mücadele ile Cumhuriyet tarihine ışık tutacak büyük bir Nutuk hazırladığını öğrenmişti. Falih Rıfkı Atay, o günleri şöyle anlatıyor: “Çalışma odasında yarı ayaküstü, yarı oturarak ve yüzlercesi arasından vesikalar ayırarak Nutku'nu dikte ederdi. Yorulan değişirdi. Bir defasında pek genç bir arkadaşı baygınlık geçirmişti. Akşama doğru bir banyo aldıktan sonra, hiç dinlenmeden sofraya iner, o gün yazdıklarını bizlere okur veya okutur, hadiseler üzerinde ter-ü taze bir muhakeme ile tartışmalar yapardı.”

O günlerde İstanbul'a giden Ruşen Eşref Ünaydın'a, Ankara'ya dönerken, “Köşk'e gönderilmesi ricası ile Gazi'ye ait bir emanet” verilir. Ünaydın, erken saatlerde Köşk'e gittiğinde, Gazi, “hemen” gelmesini ister. Ünaydın, o ortamı şöyle aktarıyor: “Kendisi eski köşkünün balkonunda, üstü kâğıt yığılı bir masanın başında, nefti bir robe de chambre ile oturuyordu... Gazi: (Buyurun... Kusura bakma. Yazıya dalmışım, yirmi yedi saattir uyumamışım. O hâlde, bari bir faslı tamamlayalım da öyle yatarım dedim. Onun için belki bugün seni göremem diye hemen şimdiden çağırttım.) dedi...”

Kalp krizi geçiriyor

Bu yoğun çalışma aynı yıl haziran ortalarında geçirdiği ağır bir kalp krizi nedeniyle bir süre kesintiye uğrar. Doktorlar, kendisine kesin istirahat tavsiye ederler. Dr. Asım Arar, “Akla yakındır ki Atatürk'ün geçirdiği bu kalp krizine sadece fazla sigara içmesi değil, günlerce uykusuz kalarak, aşırı derecede yorularak ve büyük bir hassasiyet içinde hazırladığı Nutuk üzerindeki çalışmalar da neden olmuş olabilir” değerlendirmesinde bulunuyor.

Six-Day Speech

Mustafa Kemal, Büyük Nutuk'unun, Cumhuriyet Halk Fırkası'nın 15 Ekim 1927 Cumartesi günü toplanan ve 23 Ekim 1927 Pazar gününe kadar süren Büyük Kongresi'nin ilk altı gününde (15 Ekim 1927 Cumartesi-20 Ekim 1927 Perşembe), öğleden önce ve öğleden sonra olmak üzere, her gün ortalama altı saat kürsüde kalarak okur. Nutuk'un okunması, toplam 36 saat 31 dakikada tamamlanır. Nutuk'un altı gün sürmesi, Batı dünyasında “Six-day Speech” ya da “Marathon Speech” olarak nitelendirilir. ABD'de çıkan Literary Digest dergisi de, 19 Kasım 1927 günlü sayısında Nutuk'tan “Türk Cumhurbaşkanı'nın 400.000 kelimelik mesajı” diye söz eder. Nutuk'ta çok farklı zamanlarda yaşamış 820 kişinin adı anılmaktadır.

Başlangıçta sesi zayıf çıkıyordu

Mustafa Kemal, “tarihi yaşadığı gibi yazdığı” Nutuk’unu vermek için 15 Ekim 1927 Cumartesi saat tam 10.00'da Kongre'ye gelir ve kürsüdeki yerini alarak, “1919 yılı Mayıs'ının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. Genel durum ve görünüş...” diyerek, Nutuk'unu okumaya başlar.

Kongre'nin açılışında hazır bulunan ABD'nin Türkiye Cumhuriyeti nezdindeki ilk büyükelçisi Josepp C. Grew, o tarihi toplantıda gördüklerini şöyle dile getiriyor: “Bu toplantıya ait uzun süreden beri haberler yayınlanıyordu. Çünkü Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin 1919'dan sonraki tarihini anlatan 1200 sayfalık bir Nutuk verecek, bu Nutuk’ta dramatik açıklamalar yapılacak ve Türkiye Cumhuriyeti'nin başarıları geniş şekilde anlatılacak... Saat tam 10.00'da alkış tufanı içerisinde Gazi, ansızın salona girdi, kürsüdeki yerini aldı ve oturumu açtı. Kısa bir açış konuşmasından sonra kürsüden inerek milletvekilleri arasında bir yere oturdu ve bu sırada İsmet Paşa kürsüye gelerek, galiba ad çekme usulü ile Başkanlık Divanı üyelerini seçtirdi. Sonra Mustafa Kemal, İsmet Paşa'nın oturduğu kürsünün altında bulunan başka bir kürsüye gelerek Nutuk’unu okumaya başladı. Başlangıçta sesi zayıf çıkıyordu, fakat gittikçe güçlendi. İnce fakat çok müzikal bir sesi var, iyi okuyor. Vesikalara sıra geldiğinde bunları, Millet Meclisi Başkanlık Divanı Kâtibi Ruşen Eşref Bey'e (Ünaydın) verip okutuyordu. Sık sık alkışlar yükselmekteydi...”

Gözyaşlarını tutamıyor

Nutuk, basında ve kamuoyunda geniş ilgi görür. Gazeteler, günü gününe özetler verirler. Yurdun her yerinden, çeşitli kuruluşlardan ve vatandaşlardan Atatürk'e gönderilen bağlılık ve onay ileten telgraf ve mektuplar, Ankara'da Hâkimiyeti Milliye gazetesinde yayınlanır. Atatürk, Nutuk'unu, “Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum” diyerek başladığı ve bir nevi siyasi vasiyetnamesi niteliğindeki, “Gençliğe Hitabı” ile bitirir. 

Kongreyi izleyenlerden Mehmet Asım (Us) ve Yusuf Akçura'nın o günlerde yayınlanan yazılarına göre, Atatürk, Gençliğe Hitab'ını okurken, kürsüde heyecanına hâkim olamamış, eli titremiş ve gözlerinden yaşlar akmıştı. Prof. Afet İnan da, Atatürk'ün bu bölümü yakın çevresine okuduğu akşam da heyecanını ve iki damla gözyaşını çevresindekilerden gizleyemediğini söylüyor. Prof. İnan, o akşam Mustafa Kemal'in coşku içinde kimseye konuşma fırsatı vermediğini belirterek, o ortamı şöyle anlatıyor: “O, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği üzerinde duruyordu: 'Tarihi yaşadığımız gibi yazdık, fakat geleceği Cumhuriyet'e inananlara, onu koruyanlara ve yaşatacak olanlara emanet etmek gerekiyordu' diyordu.”