KONULAR
'Fon dolandırıcılığı' skandalı: Ekonomi çevrelerine göre kriz 'geliyorum’ dedi
Uluslararası basına “büyük ölçekli borsa dolandırıcılığı” olarak yansıyan fon krizi ülkenin gündemine oturdu ve uzun süre daha konuşulacak bir 'skandal' haline geldi.
Basında “borsa krizi” ve “borsa skandalı” olarak da tanımlanan gelişmeler ekonomi çevrelerine göre "geliyorum" diyen bir kriz süreciydi. Eleştiriler herkesin gördüğü bu sürece neden son ana kadar müdahale edilmediği sorusu etrafında toplanıyor.
2025 yılının son çeyreğinde bazı portföy yönetim şirketleri, Borsa İstanbul'da fiili dolaşım oranı ve işlem hacmi düşük hisselerde yoğun pozisyonlar almaya başladı.
Az sayıdaki hisse senedi fonlar tarafından sürekli satın alınarak suni şekilde yükseltildi. Az sayıda hisse blok halinde toplanınca, bu şirketlerin borsa değerleri kısa sürede astronomik oranlarda yükseldi. Sazı hisselerde 8 ayda yüzde 3.000'i aşan yükselmeler yaşandı. Hisseler yükseldikçe, bu hisseleri tutan yatırım fonlarının kağıt üzerindeki getirileri de olağanüstü seviyelere ulaştı.
Hisseler yükseldikçe fonların getirileri de kâğıt üzerinde olağanüstü seviyelere ulaştı, bu da sisteme yeni küçük yatırımcıları çekti.
Fonlar kontrolsüz bir biçimde büyüdü ve devasa boyutlara ulaştı. Örneğin Tera Portföy'e ait TLY fonu 2025 yılını 35 milyar TL ile kapatmışken, Ağustos 2026'da 247 milyar TL'nin üzerine çıktı. Güvenli liman olarak pazarlanan Pusula Portföy'ün PRY para piyasası fonu ise 188 milyon TL'den 110 milyar TL'ye fırladı.
Grup içi fonlama
Fonlar, topladıkları yatırımcı paralarını piyasaya dağıtmak yerine kendi holding iştiraklerini fonlamak için kullandı.
Toplanan paraların büyük kısmı Destek Finans Faktoring (DSTKF), Katılımevim (KTLEV) ve Gündoğdu Gıda (GUNDG) gibi sığ hisselere yatırılarak blok teminatlar oluşturuldu.
İlk uluslararası uyarı
Haziran 2026’da Dünyanın önde gelen endeks sağlayıcılarından MSCI (Morgan Stanley Capital International), Türkiye piyasasındaki bazı küçük şirketlerde koordineli işlem davranışları ve fon yoğunlaşmalarına dair uluslararası yatırımcıların endişelerini raporladı.
MSCI, Ağustos 2026’da endişelerin sürmesi üzerine bazı Türk hisselerinin endekslere eklenme kararını iptal ederek Türkiye'ye yönelik incelemelerini sıkılaştırdı.
Kırılma noktası
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) 28 Ağustos 2026 tarihinde sıkı sınırlamalar getirdi ve fon rehberinde köklü bir değişikliğe gidildi. Bu kapsamda erbest fonların tek bir sığ hissede (BIST 30 dışı) ağırlığının yüzde 5'i, toplamda ise yüzde 20'yi geçemeyeceğini açıkladı.
Kurul, mevcut aşırılıkların yıl sonuna kadar kademeli olarak kapatılmasını emretti. Bu durum, fonları ellerindeki devasa sığ hisseleri satmaya zorladı ve hisselerde art arda taban serileri başladı.
Çöküş ve temerrüt dalgası
13 Eylül 2026 tarihinde Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, yurt dışına kaçacağı iddialarının ardından ifade verdi ve tutuklandı.
15 Eylül’de yatırımcıların panikle fondan çıkmak istemesi üzerine Pusula Portföy nakit ödeme yapamadığını (temerrüde düştüğünü) açıkladı. 28 Ağustos'tan o güne fonlardan net çıkış 132 milyar TL'yi aşmıştı.
16 Eylül’de likidite krizi Tera Portföy'e de sıçradı ve şirket iki fonunda temerrüt ilan ederek çıkış kurallarını değiştirdi. Fonların nakit yaratabilmek için büyük BIST 100 hisselerini de satmasıyla BIST 100 endeksi bir günde yüzde 5,54 değer kaybetti. Financial Times'a göre sadece o gün fonlardan 1 milyar dolarlık çıkış yaşandı.
Finansal İstikrar Komitesi
Fonlar nakit bulmak için hisse satıyor, satışlar borsayı düşürüyor, düşüş fonların değerini azaltıyor, bu da daha fazla yatırımcının çıkmasına yol açıyordu.
Finansal İstikrar Komitesi (FİK), 17 Eylül’de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in başkanlığında olağanüstü toplandı. Toplantı sonrasında yapılan açıklamada yaşanan sorunun sorunun fon piyasasının belirli bir bölümünde yoğunlaştığı ve “geçici ve yönetilebilir” olduğu belirtildi.
Merkez Bankası piyasaya sağladığı fonlamayı artırdı. SPK da bazı borsa kurallarını geçici olarak gevşetti.
İşlem yasağı ve tasfiye kararı
17-18 Eylül’de SPK; Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy'ün yönettiği 131 fonun işlemlerini durdurarak tasfiye edilmesine karar verdi. Tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğünün 826 ila 891 milyar TL arasında olduğu ve 500 binden fazla yatırımcıyı etkilediği açıklandı.
SPK tasfiye süreciyle ilgili Ziraat Bankası ve Türkiye İş Bankası'nı yetkilendirdi. Yaklaşık üç ay içerisinde tamamlanması öngörülen tasfiye operasyonu, Türkiye sermaye piyasaları tarihinin en kapsamlı fon tasfiye süreçlerinden biri olarak niteleniyor.
Fonun elindeki hisse senetleri ve diğer varlıklar nakde çevrilecek. Giderler ve yükümlülükler karşılandıktan sonra kalan para yatırımcılara sahip oldukları pay oranında dağıtılacak.
Bu işlemlerde varlıklar kaça satılabileceği kritik öneme sahip. Fon milyonlarca hisseyi aynı anda satmaya çalışırsa fiyatlar aşağı doğru gidebilir. Bu nedenle yatırımcının eline geçecek tutar, fonun portföyündeki varlıkların hangi fiyatlardan satılabildiğine bağlı olacak.
Soruşturma ve MASAK incelemesi
Adalet Bakanlığı, manipülasyon soruşturmasında 4 kişinin tutuklandığını ve aralarında holding yöneticilerinin de bulunduğu 51 kişiye yurt dışına çıkış yasağı getirildiğini duyurdu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın sermaye piyasası işlemlerine ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında iki fon yöneticisinin banka hesaplarından İsviçre'deki hesaplara para transfer edildiği belirlendi.
Soruşturmada ilk tespitlere göre, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan'ın hesabından İsviçre’deki Edmond de Rothschild nezdindeki hesabına 15 milyon dolar, Pusula Portföy Yönetimi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız'ın hesabından da yine aynı bankadaki hesabına 25 milyon Avro para transferi tespit edildi. Bu paraların TL karşılığı 4 milyarı aşıyor.
Başsavcılıktan Mali Suçları Araştırma Kurulu'ndan (MASAK) yazıda Pusula Finans Holding, Tera Yatırım Menkul Değerler, Hedef Holding ve Bulls Yatırım Menkul Değerler ile bunların alt şirketlerinin tüm yöneticilerinin kimlik bilgileri, para ve kripto varlık hareketlerinin tespiti istendi. Mali inceleme dört fon yöneticisinin birinci derece yakınlarını da kapsıyordu.
Tutuklama ve gözaltılar
Soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan isimler arasında Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız bulunuyor. İlk operasyonda 51 kişi hakkında yurt dışına çıkış kararı alındı.
Soruşturma kapsamında Pusula Portföy'ün yöneticilerinden Serdar Turhan, Tera Yatırım yöneticileri Emre Tezmen, İbrahim Bekçi, Alper Öztürk, Prof. Dr. Emre Alkin, Prof. Dr. Kerem Alkin; Info Yatırım ve Hedef Holding yöneticisi Namık Kemal Gökalp, Destek Yatırım Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Altunç Kumova, İstanbul Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı ve Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı da gözaltına alınanlar arasında.
Katılımevim soruşturmasında 25 kişi hakkında gözaltı kararı verildi ve bunlardan 15'i yakalandı.
Pusula Finans Holding, Pusula Yatırım Menkul Değerler, Tera Yatırım Menkul Değerler, Tera Portföy Yönetimi, Hedef Holding, Hedef Portföy Yönetimi, Bulls Yatırım Menkul Değerler, Bulls Portföy Yönetimi ve Ufuk Yatırım Yönetim ve Gayrimenkul ile bağlantılı yönetici ve yetkililerin para ve malvarlığı hareketleri donduruldu.
Ayrı bir soruşturma kapsamında, sosyal medya üzerinden sermaye piyasalarını manipüle etmeye yönelik paylaşım yaptıkları iddia edilen 16 kişi tutuklandı. "Yatırımcıda korku ve paniğe neden olabilecek" spekülatif paylaşımlar yaptığı öne sürülen 246 sosyal medya hesabı erişime engellendi.
Eleştiriler ve tepkiler
Yöneltilen eleştirilerin başında “zamanında müdahale edilmediği” gerekçesine dayanan tepkiler var. Finans analistleri, ekonomistler ve muhalefet partilerinin yöneticileri, bu fonlardaki anormal yükselişlerin ve riskli yoğunlaşmaların aylardır bilinmesine rağmen SPK gibi düzenleyici kurumların müdahalede çok geç kaldığını savunuyor. "Kim neden denetlemedi ve kim korudu?" sorusu borsa çevrelerinde yüksek sesle soruluyor.
Normalde en güvenli liman olarak pazarlanan "Para Piyasası Fonları"nın dahi portföylerinin yüzde 55'inden fazlasını bu sığ hisselere repo teminatı olarak bağlaması, yatırımcıların açıkça yanıltıldığı eleştirilerine yol açtı.
Kriz derinleşince, batma noktasına gelen Katılımevim gibi şirketlerin kamu iştiraki olan Emlak Katılım tarafından satın alınma girişimleri sert eleştirildi.
Muhalefet ve ekonomistler, özel fonların ve şahısların yarattığı milyarlarca liralık batığın dolaylı yoldan halkın sırtına (kamuya) yüklenmeye çalışıldığı eleştirisini getiriyor.
Muhalefet partilerinin yöneticileri, ayrıca düzenleyici kurumlara yönelik ağır eleştirilerde bulunuyorlar ve bu kurumlardaki siyasi uzantıları olan isimler üzerinden değerlendirmeler yapıyorlar.








