Özgür Özel, "kurulan kumpasa, anlatılan hikâyeye ve basın eliyle desteklenen tüm söylemlere karşı sadece milletin azim ve kararlarına inanacağız" dedi. (Foto: CHP Grubu)

Özgür Özel: '26 Temmuz'u geçirmeden kurultay yapılmalı'

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, “Burada yapılacak iş daha önce 111 milletvekilinin imzayla çağrıda bulunduğu, 26 Temmuz tarihini geçirmeden bir kurultay yapmaktır. Aksi takdirde parti altı yıldır kurultay yapmamış pozisyonda kalmaktadır” dedi. 

Özel, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, grup toplantısı yapılması konusunda yaşanan gerginliğe değinerek, “Burada, bu kürsüde ilan edilen saatte çıkıp da konuşma yapmayı kendi adıma bir başarı, bir zafer olarak görmüyorum” diye seslendi. 

9 Haziran’ın Ferdi Zeyrek’in ölüm yıldönümü olduğunu anımsatan Özel, geçen hafta anma programına gideceğini açıklamasından kısa süre sonra Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin grup toplantısı yapma kararı aldığını anlatan Özel, şöyle konuştu:

“Burası milli iradenin tecelligahıdır. Burada tecelli eder. Millet bir karar verir, o karar burada tecelli eder. Bütün yıpranmışlığına, yok sayılmasına, anayasayla yetkilerinin yağmalanmasına rağmen eninde sonunda o birinci Meclis’in duvarlarındaki o ruhu gidince hissedersiniz. Burası seçilmişlerin yeridir. Eğer bir seçilmiş ona verilen görevi, yani bugün bu kürsüdür ona verilen görev. Ele verilen bayrağı bir kere bırakmaya görsün. O bayrağı bir kere bırakırsanız millet bir daha elinize vermez o bayrağı. Onun için herkese danıştım. 

En son Ferdi’nin sesiyle karar verdim. Hep Manisa’ya gitmem gerekir, hep burada bir şey çıkar. Orada da olmam lazım. Ararım, ‘Ya birader ne yapacağız?’ Daha derken anlar, ‘Ağabey, biz burayı hallederiz, sen orada lazımsın.’ Ben bugün burada lazımdım, ondan burada kaldım. O yüzden bunun gereği de budur. Burayla ilgili bir inatlaşmanın değil de bir vazifeyi üstlenmenin gereği de budur.”

“Öyle bir kötü akıl var ki…”

Özel,  mahkemenin aldığı “mutlak butlan” kararının siyasi olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

“Artık Türkiye’de hiçbir seçilmişin koltuğunun seçim hukukuyla, itirazlara ve kesinleşmeye bağlı seçim hukukuyla sonucunun kesinleşmeyeceği, bir asliye mahkemesini ikna edenin, bir istinaf mahkemesinin gözünü döndürenin her şeyi yapabileceği bir acayip sistemin içine düşürdüler Türkiye’yi. Ondan kurtulmaya çalışıyoruz. Ama öyle bir kötü akıl var ki onu söylemeden olmaz. Onu görmeden olmaz. 

Kötü akıl şu. ‘Yenilmiyorduk, yendiler. Kaybetmiyorduk, kaybettik. İstanbul’u da aldılar, Ankara’yı da aldılar, Türkiye’nin yüzde 65’ini aldılar. İlk seçimde iktidarı alırlar. Biz bu iktidarı veremeyiz. Veremeyecek durumdayız. Sandıkla geldik ama sandıkla gidemeyiz. Dönülecek eşiği çoktan aştık, bu iktidarı teslim edemeyiz.’ Bütün mesele bu. Bunun üstüne oturuyor sistem.”

“Kimse parti içi mesele sanmasın”

Özgür Özel şöyle konuştu:

“O yüzden mesele ne öyle parti içi mesele ne bir başka mesele. Mesele; Cumhuriyet Halk Partisi’ni olası tüm adaylarıyla, kurumsal kimliğiyle, lideriyle, bütün güçlü kaslarıyla birlikte ortadan kaldırmaya çalışan, rakipsizleştirme, Erdoğan’ı rakipsizleştirme meselesinden başka bir mesele değil. Kimse bu işi parti içi bir mesele sanmasın. Aha da bizim parti, parti içi bir mesele olacak, Ali’yle Veli kavgaya tutuşacak, burada gidecek ele güne karşı Meclis’in giriş kapısının önünde, o cılız o aslında güçsüz, ama gücünü haklılığından alan bedenini oradan buradan toplanmış serseri güruhun önüne koyacak. Parti için meseleye değil; Türkiye demokrasisine, ülkenin iktidarının sandıkla değiştirilmesine bedenlerini koyuyorlar orada insanlar.

Bugün yapılan iş, milletle birlikte iktidara yürürken dünya siyaset tarihinde görülmemiş bir şekilde bir çelme, bir kumpas, bir yolundan çevirme operasyonudur. Bu yüzden bizim bugün buradaki geçirdiğimiz her gün, sıkı sıkı sahip çıktığımız zincirin her bir halkası, o kopmadığımız her an; memleketi Cumhuriyet’in kurucu değerlerinden koparacak, Trump istiyor diye onun Ankara’daki temsilcisi öyle tarifliyor diye, ‘Buralarda demokrasiye gerek yok, merhametli monarşiler, güçlü tek adamlar lazım. Eskisi gibi Osmanlı’nın son dönem sistemi gibi sistem lazım.’ Öbür taraftan, ‘Devletin başına bir Türk, bir Kürt, bir Alevi lazım. Öbür taraftan baktığında efendim İttihat ve Terakki gibi batıcılar, muhafazakârlar, milliyetçilerin ittifakını derin devlet kuruyor biz de ona uyuyoruz’ deyip bu rezalete ve bu yıkıcı rezalete, bu rejime kasteden niyetlere karşı o zincirleri tutuyoruz. Bugün kopmayan halka, bu halkadır. O yüzden Dikmen kapının önündeki binlere seslenirken de söyledim, teşekkür ederken de söyledim. Size de söylüyorum. Siz bugün Türkiye’yi kuruluş ayarlarından, Gazi Mustafa Kemal’in emanetinden koparmaya çalışanlara karşı o kopmayan halkasınız, o kopmayan halkasınız.”

“CHP bir binadan ibaret değil”

CHP Genel Merkezi’nde Kılıçdaroğlu’nun çevresinde bulunan bazı isimlere ilişkin örnekler aktaran Özel, “O binada AK Parti’yi yenen kadrolar yok. O binada yenilgiye itiraz edenler, o binada direnenler, mücadele edenler yok. O binada ‘CHP bu yolu yürüyemesin’ diye tarihin görülmüş en büyük iftira, kumpas, karalama ve algı yönetim kampanyalarının yöneticileri, partinin aklı olmuşlar güya. ‘Bizi yıpratacak’ diye partiyi perişan eden işlerle meşguller orada” dedi.  

CHP Grubu’na yönelik “paralel CHP anlayışı var” söylemlerine itiraz eden Özel, “Biz genel merkezden Meclis’e yaptığımız yürüyüşte bu zihniyeti arkamızda bıraktık. Eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış bu çirkin zihniyeti geride bıraktık, onlara bıraktık” diye konuştu. Özel, “CHP’nin bir binadan ibaret değil bir anlayıştan değil bir inançtan, gerekirse bir inattan ibaret olduğunu ve bunun bu ülkenin son umudu olduğunu” söyledi. 

Milletin “paralel yapılanmanın” ne olduğunu FETÖ’den bildiğini anlatan Özel, “Onun için FETÖ’den kalma dille, önüne geleni FETÖ’cü ilan edilmesini CHP’de görev yapmış kimseye yakıştıramayacağını” ifade etti. 

“Sadece millete inanacağız”

“İktidar yürüyüşümüz, geldiğimizde yargıyı ele geçirmek için değil, bir daha kimsenin ele geçiremeyeceği bir yargı düzeni kurmak içindir” diyen Özel,  “kimsenin ele geçiremeyeceği bir sistem kurmak için” iktidar olmak zorunda olduklarını söyledi. 

Özel, “Bunun için bütün bu kurulan kumpasa, anlatılan hikâyeye ve basın eliyle desteklenen tüm bu söylemlere karşı Kuvay-i Milliye ruhuyla 100 yüzyıl önce olduğu gibi sadece ve sadece milletin azim ve kararlarına inanacağız. Sadece ve sadece millete…” dedi. 

“Seçime girmesi tehlikeye girer”

Özel, partide kurultay sürecinin bir an önce başlatılması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Burada yapılacak iş daha önce milletvekillerimizin, 111 milletvekilinin imzayla çağrıda bulunduğu, 26 Temmuz tarihini geçirmeden bir kurultay yapmaktır. Aksi takdirde parti altı yıldır kurultay yapmamış pozisyonda kalmaktadır. Seçime girmesi tehlikeye girmektedir. Kurultay yapabileceğinizi gördünüz, ‘Şimdi takvim başlatacağım. Bir yıla 1,5 yıla yayacağım. Seçimlere bir yıl kala nasıl olsa ertelenecek, ben bu partinin başında seçime gideceğim’ derseniz bu memlekette tek umudu CHP, tek umudu önümüzdeki seçim olan on milyonlarca kişinin, herkesin hayallerini yerle bir etmekle kalmaz, onlara bir kâbusu yaşatır ve onları ebediyen sandıktan koparır, onların umutlarını kırar, onları geri dönülmez bir şekilde kaybedersiniz, kaybettirirsiniz.”

Özel, bugüne kadar 255 miting yaptığını ve kimsenin burnunun kanamadığını belirterek, “ Bu parti hiçbirimize kalmayacak. Ama bu biz doğruyu yaparsak bu parti emanet edildiği, Cumhuriyet’le birlikte emanet edildiği gençliğin yarınlarının umudu olacak” dedi.  

Özgür Özel, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bunun için milletin verdiği karara kimse mâni olmaya çalışmasın. Millet ile savaşa girmeye kimse kalkışmasın. Birilerinin milletle girdiği savaşın kimse maşası olmasın, ona alet olmasın. Çalışacağız, acı çektik, çekiyoruz, çekeceğiz. Bedeller ödeyeceğiz. Ama yürüyüşümüzden asla vazgeçmeyeceğiz. Koşup kapıya gelenlere, bu grubu yaptıranlara, burada olanlara, dimdik arkamızda duranlara bir teşekkürüm var. O da şudur. Buradan, kürsüden belki de en kısa konuşmalardan biri oldu. Bu konuşmayı tamamlayacağım. Sonra Mansur Başkanımızla birlikte bulduğumuz bir uçakla Manisa’ya gideceğim. Sizin sevginizi, duanızı Ferdi kardeşime ileteceğim. Beni Ferdi’den, Manisa’dan koparamadılar. Çünkü arkamda dağ gibi siz vardınız. Hepinizi seviyorum. Hep beraber başaracağız. Size inanıyor, size güveniyorum. Yürüyelim arkadaşlar.”