Gazeteciler 'baskı altında' ve 'kötümserlik artıyor'
Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) 2025-2026 Basın Özgürlüğü Raporu’na göre gazeteciler mesleğini yapmaya çalışırken baskıyla karşı karşıya ve medyanın geleceğine yönelik kötümserlikleri artıyor.
Rapora göre, 1 Nisan 2026 tarihi itibarıyla 14 gazeteci, gazetecilik faaliyeti nedeniyle Türkiye’nin çeşitli cezaevlerinde özgürlüğünden mahrum durumda. Bu gazetecilerden sekizi tutuklu, altısı hükümlü. Bunların üçü kadın 11’i ise erkek.
Bir gazetecinin iddianamesinde birden fazla suçlama yer alabiliyor. Buna göre cezaevindeki 14 gazeteciden ikisi TCK 314/2 “silahlı örgüt üyeliği”, dördü TCK 309 “anayasayı ihlal”, biri TCK 299 “cumhurbaşkanına hakaret, ikisi TCK 314/1 “silahlı terör örgütü kurma ve yönetme”, biri TMK 7/2 “terör örgütü propagandası”, biri TCK 217/A “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, üçü TCK 314/2 “silahlı örgüt üyeliği”, biri TCK 328 “siyasal veya askeri casusluk” suçunu işlediği iddiasıyla cezaevinde bulunuyor.
Nisan 2025-1 Nisan 2026 tarihleri arasında 19 gazeteci cezaevine girdi.
Tahliye edilen gazeteciler
Raporda yer alan bilgilere göre son bir yılda 25 gazeteci cezaevinden tahliye edildi. Tutuklu gazetecilerin 12’si çıkarıldıkları ilk duruşmada tahliye edilirken, sekizi hakkında tutukluluk inceleme duruşmalarında tahliye kararı verildi.
Hükümlü gazetecilerden ikisi de infazın sona ermesinin ardından cezaevinden çıktı.
Son yıllarda gazeteciler tutuklamaların yanı sıra çeşitli adli kontrol tedbirlerine de maruz kaldı. Yurtdışı çıkış yasağı, haftada bir veya birkaç gün imza en yaygın uygulanan tedbirler. Konutu terk etmeme (ev hapsi) tedbiri ise son zamanlarda gazeteciler hakkında daha sık verilmeye başlandı.
Geçen yıl dört gazeteci konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbir kararına maruz kaldı.
Gazeteciler hakkında soruşturma ve gözaltı
Rapora göre, Nisan 2025-Nisan 2026 arasında en az 53 gazeteci hakkında soruşturma açıldı.
Gazetecilere yönelik 67 gözaltı işlemi uygulandı. Üç gazeteci birden fazla kez gözaltına alındı. Gözaltına alınan 19 gazeteci tutuklandı; 15 gazeteci serbest bırakıldı. İki gazeteci hakkında ev hapsi, 26 gazeteci hakkında haftada bir veya birden fazla kez imza ve yurt dışı çıkış yasağı şeklinde çeşitli adli kontrol tedbirleri uygulandı.
Gazetecilere yönelik yargılamalar
Gazetecilere dönük yargılamalar bu yıl da devam etti. Basına yansıyan haberlere dayanan verilere göre son bir yılda 224 ayrı ceza dava davasında 300’den fazla gazeteci yargılandı.
Bu kapsamda 89 davada yargılamaya devam edilirken, 73 davada karar açıklandı. Bu davalarda toplamda 53 yıl 4 ay 16 gün hapis cezası kararı çıktı.
39 ayrı ceza davasında 54 ayrı gazeteci hakkında beraat kararı verildi.
Ulaşılan verilere göre, bu dönemde toplam değeri en az 5.985,00 TL olan 21 tazminat talepli yargılama görüldü. Bu davalarda 15 gazeteci ve dört kurum yargılandı.
Görülen davalarda toplam değeri 1.200,00 TL olan dört dava kısmen kabul edildi. Bu davalarda toplam 102.500,00 TL tazminata hükmedildi. Değeri 250.000,00 TL olan bir davada yetkisizlik kararı verilirken, değeri 15.000,00 TL olan bir dava ise reddedildi. 15 davada yargılama devam ediyor.
Gazetecilere yönelik tehdit ve saldırılar
2025 – 2026 döneminde de gazeteciler can güvenliklerine yönelik ciddi tehditlerle karşılaştılar.
Özellikle suç örgütlerine ilişkin dosyaları takip eden gazeteciler bu örgüt üyeleri tarafından tehdit edildi.
İsmail Arı, Mayıs 2025’te Şahinler çetesiyle bağlantılı olduğu bilinen Gökhan Göz ile ilgili “yargıda rüşvet” haberi nedeniyle cep telefonuna gönderilen mesajlarla tehdit edildi.
Murat Ağırel ise iki yıldır sistematik şekilde ailesi ve çocuklarını hedef alan tehdit mesajları aldığını açıkladı.
Özlem Gürses, Sözcü TV’de yaptığı haber anonsunun, bağlamından koparılarak servis edilen görüntüleri nedeniyle hedef haline getirildiğini, telefon numarasının çeşitli mecralarda servis edildiğini, tehdit içerikli mesajlar aldığını duyurdu.
Öte yandan meslektaşlarımız toplumsal olayların takibi sırasında kolluk güçlerinin müdahalesine maruz kaldılar. Ulaşılan verilere göre son bir yılda en az 34 gazeteci fiziksel saldırıya uğradı. 22 gazeteci sözlü saldırı ve tehdide maruz kaldı. İki basın kurumuna yönelik fiziki saldırı düzenlendi.
RTÜK yaptırımları
Raporda yer alan bilgilere göre, bu yıl da RTÜK tarafından medya kuruluşlarına haber ve eleştirel program içerikleri nedeniyle yüksek miktarlarda idari para, yayın durdurma ve program yayını durdurma cezaları verildi.
Son bir yıllık süreçte RTÜK tarafından gerekçesi yayınlanan 21 karar üzerinden yaptığımız incelemede;
-6112 Sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi “Hukukun üstünlüğü, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı olamaz” İlkesinin ihlali nedeniyle bir kez,
-6112 Sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi “İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez” ilkesinin ihlali nedeniyle altı kez,
-6112 Sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi “Toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz.” ihlali nedeniyle üç kez,
-6112 Sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi “Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın ve doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz...” ilkesinin ihlali nedeni ile altı kez,
-6112 Sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (m) bendi “Türkçe’nin, özellikleri ve kuralları bozulmadan doğru, güzel ve anlaşılır şekilde kullanılmasını sağlamak zorundadır; dilin düzeysiz, kaba ve argo kullanımına yer verilemez” ihlali nedeniyle bir kez,
-6112 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası “Gizli ticarî iletişime izin verilemez” ihlali nedeniyle bir kez, yüzde 1 ila yüzde 5 arasında değişen oranlarda toplamda 21 kez ve toplam 15.154.715,00 TL tutarında idari para cezası verildi.
Raporda Basın İlan Kurumu ilanlarının da kısmen yaptırım olarak kullanıldığı, sosyal medya ve habere erişim engeli kararının da basın üzerindeki bir başka tehdit unsuru olduğu belirtiliyor.
Gazetecilik faaliyetleri üzerindeki caydırıcı etki
Raporda, yürütülen soruşturma ve açılan davaların gazeteciler üzerinde baskı ortamı yaratıldığı belirtilerek şu tespit ve değerlendirmelere yer veriliyor:
“TCK 217/A maddesi kapsamında yürütülen soruşturmalar, gazeteciler üzerinde yoğun bir baskı ortamı yaratmış ve mesleki faaliyetlerin icrasını zorlaştırmıştır.
Kamuoyunu ilgilendiren gelişmelere ilişkin haber yapmak, köşe yazısı kaleme almak veya eleştirel yorumlarda bulunmak; soruşturma, gözaltı veya tutuklama riski ile birlikte değerlendirilir hâle gelmiştir.
Bu süreçte başvurulan adli kontrol tedbirlerinin kapsamı ve süresi de dikkat çekicidir. Ev hapsi, belirli aralıklarla kolluk birimlerine imza verme yükümlülüğü ve yurtdışı çıkış yasağı gibi tedbirler, yalnızca kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı üzerinde sınırlama yaratmakla kalmamakta; aynı zamanda gazetecilerin haber takibi, saha çalışması ve mesleki iletişim faaliyetlerini de doğrudan kısıtlamaktadır.
Son bir yılda gazetecilere dönük 67 gözaltı işleminden 20’sinin gerekçesi TCK 217/A suçlaması oldu. 20 gözaltı işleminde yalnızca üç gazeteci ifadesinin ardından serbest bırakıldı. İki gazeteci hakkında tutuklama kararı verilirken, 15 gazeteci hakkında çeşitli adli kontrol tedbirleri uygulanmasına hükmedildi.
…
TCK 217/A kapsamında yürütülen süreçlerin, yalnızca nihai yargılama sonuçları itibarıyla değil, soruşturma ve kovuşturma aşamalarının kendisi bakımından da değerlendirildiğinde, gazeteciler açısından fiilî bir cezalandırma mekanizmasına dönüştüğü gözlemlenmiştir. Farklı illerde gözaltı işlemlerine tabi tutulma, ikamet yerinden başka şehirlere sevk edilme ve tutuklama tedbirlerine başvurulması, gazetecilerin sosyal medya hesaplarına ve haberlerine erişim engeli kararlarının uygulanması, haftalık imza ve yurtdışı çıkış yasağı gibi birden fazla adli kontrol tedbirine hükmedilerek gazetecilerin hürriyetlerinin kısıtlanması bu sürecin ağırlaştırıcı unsurları olarak öne çıkmaktadır.”
Basın sektöründe örgütlenme
Raporda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, basın sektöründe bu yıl yüzde 1’lik işkolu barajını geçen ve TİS imzalama ehliyetine sahip olan dört sendika bulunduğu belirtilen raporda, işkolundaki toplam sendikalaşma oranının (yüzde 13,71) ülkedeki genel sendikalaşma oranının (yüzde 14,45) altında kaldığı belirtildi.
TÜİK’in Mart 2026’da açıklanan verilerine göre 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsizlik oranı, 2025 yılında bir önceki yıla oranla 0,4 puan azalarak yüzde 8,3 olduğu belirtilen raporda, sektördeki duruma ilişkin şu bilgiler yer alıyor:
“Araştırmada yer alan ‘en son mezun olunan alana göre işgücü durumu’ tablosunda, ‘gazetecilik ve enformasyon’ mezunlarının işsizlik oranı, 2025 yılında bir önceki yıla oranla 4 puan azalarak yüzde 9,5 seviyesine geriledi. Diğer yandan yüzde 13,5’lik işsizlik oranı hem yüzde 8,3’lük genel işsizlik hem de yüzde 8,4’lük ‘yüksekokul veya fakülte” mezunları işsizlik oranından yüksek gerçekleşti.
Gazetecilik mezunları arasında geçmişte görülen görece yüksek işsizlik oranlarının düşüş göstermesi sevindirici olmakla birlikte, hâlâ ortalamanın üzerinde seyrettiği net bir şekilde görülüyor.”
Raporda sendika üyesi gazeteciler arasında yapılan anketin sonuçlarına da yer veriliyor.
Kötümserlik artıyor
Geçen yıl yapılan anket sonuçlarıyla da karşılaştırmaların yapıldığı raporda, “Her iki ankette de ciddi oranda katılımcı, medya sektörünün geleceği hakkında ‘kötümserim’ yanıtı verdi. Geçen yıl bu oranlar yetkili işyerleri anketinde yüzde 68,3 ve yetkisiz işyerleri anketinde yüzde 76,2 olurken, bu sene her iki ankette de oranlar yükseldi” deniliyor.
Raporun sonuç bölümünde şu değerlendirmeler yer alıyor:
“Bu yılki raporumuzda ortaya konan veriler gazetecilerin özgürce çalışabildiği koşulların toplumun gerçeğe erişim hakkının da güvencesi olabileceğini söylüyor. Bu nedenle yapısal sorunların çözümü, yalnızca mesleki bir talep değil, demokratik hukuk devletinin de gereği.
Raporun sektöre bakış bölümünde paylaştığımız veriler, işsizliğin ve sendika karşıtlığının gazeteciler için hâlâ aşılmayı bekleyen sorunlar olduğunu gösteriyor.
Anketin sonuçlarında görüleceği üzere gazeteciler açlık ve yoksulluk sınırında bir gelirle hayatta kalmaya çalışıyor. Enflasyon karşısında eriyen gelirlerinin önemli kısmını barınma/kiraya veriyor.
Günden güne sektöre dair umutlarını yitiren gazeteciler, çekincelere rağmen işyerlerinde olası bir TİS’in ekonomik ve sosyal haklarında iyileşme sağlayacağına inanıyor.”








