1 Mayıs, 1890'dan bu yana "Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü" olarak kutlanıyor. (Görsel: DİSK, 1 Mayıs afişi)

KONULAR

1 Mayıs: Mücadele ve dayanışma günü

1800 yıllarda sanayileşmeyle çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve emeğin hakkının verilmesi mücadelesi 1 Mayıs ile sembolleşen tarihsel bir sürecin başlangıcı oldu. 

Birleşik Metal-İş Dergisi'nin ikinci sayısında 1 Mayıs'ın tarihçesi şöyle anlatılır:

"1880’li yıllar, ağırlıklı olarak kol emeğinin kullanıldığı ve çalışma şartlarının çok kötü olduğu yıllardı. Küçük çocukların karın tokluğuna çalıştırılması ve 14-15 saate kadar varan iş günleri söz konusuydu.

Şirketler eşi görülmemiş bir hızla büyürken, işçiler, işyeri güvenliği, sağlık koşulları, örgütlenme ve grev gibi en temel haklarını dahi tanımayan bir siyasi ve hukuki sistem ile karşı karşıyaydılar.

1881 yılında yarım milyon işçi yi temsilen kurulan Örgütlü Meslek ve Emek Birlikleri Federasyonu '8 saatlik iş günü' mücadelesini ülke geneline yaymak ve işçilerin kararlılıklarını göstermek amacıyla mücadeleyi yükseltti.

ABD’nin Şikago kentinde 40 bin tekstil işçi sinin gerçekleştirdiği eylem kanla bastırıldı. Aynı kentte, bir fabrikada 8 saatlik işgünü için greve çıkan 1400 işçi  işten atıldı. Aynı tarihlerde greve çıkanlara ateş açıldı ve 4 işçi  yaşamını yitirdi. 

ABD ve Kanada'da ilk grev

Saldırılar, mücadele ateşini söndürmedi, aksine körükledi. ABD ve Kanada’da sendikalar ve diğer örgütlerin yükselttiği mücadele sonucu 1 Mayıs 1886’da yaklaşık 350 bin işçi  greve çıktı.

Tarih işçi  sınıfının böylesine örgütlü ve kararlı tepkisine ilk kez tanık oluyordu. Tüm ülkede yaşam durdu. İşçiler üretimden gelen güçlerini kullanıyordu.

İşçilerin bu topyekün isyanı, işverenlerin tepkisini çekti. Şikago'da greve çıkan 40 bin işçinin eylemini bastırmak için, saldırılar düzenlendi. İşverenler grev kırmak için sokak çeteleriyle anlaştı. Sokak çeteleri bir taraftan işçilere saldırıyor, bir taraftan da grev kırıcılığı yapıyordu. Grevci işçilerle sokak çeteleri arasında çıkan kavga sırasında, polisin işçilerin üzerine ateş açması sonucu 4 işçi  yasamını yitirdi.

Dört işçi önderine idam 

Hükümet ve işverenler, işçi  eylemini kolay kolay içlerine sindiremiyordu. 1 Mayıs sonrası isten atmalar, baskılar yoğunlaştı. Olaylara neden oldukları gerekçesiyle 8 işçi  hakkında idam istemiyle dava açıldı. işçiler idam cezasına çarptırıldı. Dört yiğit işçi önderi Albert Persons, Adolph Fischer,

George Engel ve August Spies, 1 Mayıs 1886 yılında 8 saatlik iş günü mücadelesinde önderlik yaptıkları için idam edildi.

Albert Persons isimli işçi, özür dileme şartıyla affedileceğinin söylenmesi üzerine, mahkeme heyetinin karsısında tarihe geçecek sözlerini söyledi: "Bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer asılırsam cani olduğumdan değil, emekçi olduğumdan asılacağım."

Mücadele ve dayanışma günü

İşçi önderlerinin cenaze törenine yüz binlerce insan katıldı. ABD'de yaşanan bu olaylar uluslararası işçi örgütlerini harekete geçirdi. 

II. Enternasyonal 1889'da Paris'te düzenlediği kongrede, Amerikan işçilerinin mücadelesini desteklemek amacıyla dünya çapında gösteriler düzenledi. 1890'dan başlamak üzere 1 Mayıs'ı da, "Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü" olarak kabul etti.

Türkiye'de 1 Mayıslar

İşçi sınıfının ilk olarak 1890’da büyük bir mitingle kutlamaya basladığı "birlik, mücadele ve dayanısma günü", izleyen yıllarda, tüm ülkelerde çoskulu kutlamalara, büyük mitinglere sahne oldu. Ancak Türkiye’de, uzun yıllar yasaklandı. 1 Mayıs öncesi günlerde aydınlar, sendika yöneticileri, işçiler gözaltına alındı. 

Anadolu'da 1 Mayıs ilk kez Osmanlı döneminde 1905 yılında İzmir'de kutlandı. İstanbul'da ilk kez 1 Mayıs kutlaması 1910'da yapıldı. 

1920: 1 Mayısı’nda işgal idaresinin ve Osmanlı hükümetinin yoğun baskılarına karşın 1 Mayıs İşçi  Bayramı olarak kutlandı. İşçiler Haliç'ten başlayarak Karaköy üzerinden Beyoğlu'na kadar bir yürüyüş yaptılar ve 'Bağımsız Türkiye' yazılı bir pankart tasıdılar. 1921'in 1 Mayısı’nda İstanbul'un hemen tüm işçileri, özellikle Şirket-i Hayriye, Seyrü Sefain, Haliç İdaresi ve Tramvay şirketi çalışanları 1 Mayıs'ı kutladılar.

1923: 1 Mayısı’nda çok sayıda yerli ve yabancı işletmede çalışan işçi ler greve çıktı. İşçi taleplerinin arasında, 'yabancı şirketlere el konulması, 1 Mayıs'ın resmen işçi  bayramı olarak tanınması, sekiz saatlik işgünü, hafta tatili, serbest sendika ve grev hakkı' vardı ve birçok işçi  tutuklandı.

Cumhuriyet sonrası

1924: 1 Mayısını 'İşçi Bayramı' olarak kutlayan işçilerin bu eylemi engellenmek istendi. Sekiz saatlik işgünü için bildiri dağıtan birçok işçi  tutuklandı.

1925 yılında çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu sonrasında kutlamalara izin verilmedi ve 1935 yılına kadar hemen hemen her yıl ancak gizli kutlanabildi.

1 Mayıs'ın bundan sonraki tarihi 'yasak' larla yazıldı. 1935 yılında çıkarılan 'Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun" adıyla çıkarılan düzenleme ile 'Bahar ve Çiçek Bayramı' olarak genel tatil günlerine dahil edildi.

27 Mayıs 1960’ dan sonra da 'yasaklar' yasandı. Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt Kanunu’nun kabul tarihi olan 24 Temmuz, işçi  sınıfına 1 Mayıs’ın yerine bayram olarak dayatıldı. Ancak bu girişimlerin hepsi, kararlı mücadeleler sonucu geri döndü.

Görkemli 1 Mayıslar

En kitlesel 1 Mayıs, 1976’da kutlandı. Bu miting DİSK’in öncülüğünde ve Taksim Meydanı’nda yapıldı. O gün Taksim Meydanı’ nı 400 bin emekçi doldurdu. 

Bu yüzden 1977 yılındaki gösterilerin daha bir görkemli kutlanmasından tedirgin olan kesimler bulunmaktaydı... Ancak her şeye rağmen Taksim Alanı’na beş yüzbin emekçinin akması engellenemedi. Saat 14.30’da başlayacak kutlamalar için alan, sabahın erken saatlerinde itibaren dolmaya basladı. İşçiler, emekçiler, öğrenciler, kadınlar, çocuklar... bayramlarına sahip çıkmış, coşkularını donanmış ve alanları özgür ruhlarıyla doldurmaya baslamıştı. Taksim alanında, iğne atsan yere düşmeyecek bir katılım vardı. 

Dönemin DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’in konuşmasının sonlarına doğru çevredeki binalardan halkın üzerine ateş açıldı. Yaşanan paniğin ardından 37 insan yaşamını yitirdi ve 200’den fazla kişi de yaralı vardı.

1978 yılında, önceki yıl yitirilen 37 insanın acısını içinde yaşayan yüzbinler yine Taksim Alanı’ndaydı.

1979 yılında Sıkıyönetim Komutanlığı İstanbul’da mitinge izin vermedi. İzmir Konak Meydanı’nda 1 Mayıs kutlaması vardı. 

1980 sonrası

12 Eylül Askeri darbesinin yasaklar zincirinde 1 Mayıs da yer alıyordu. Böylece yeni bir yasaklı dönem başladı. Ama tüm yasaklara rağmen; kısa süreli iş bırakmalar, bayramlaşmalar ve bildiri dağıtılması gibi etkinliklerle, bu onurlu günün anısının belleklerden silinmesine izin verilmedi.

1987: Yedi yıllık aradan sonra sendikalar öncülüğünde bazı milletvekilleri, aydın, sanatçı ve bilim adamları ile birlikte yaklaşık 1000 kişilik bir grup Taksim Anıtı'na 1 Mayıs şehitlerini anmak üzere çelenk bırakmak istediler. Polis sadece milletvekillerinin araçla anıta ulaşmasına izin verdi.

1989: Taksim’de bir araya gelen kitleye saldırıldı. Mehmet Akif Dalcı isimli bir işçi  yaşamını yitirdi.

1990: Yine Taksim’e yürümek isteyenlere izin verilmedi. Çıkan çatışmada İTÜ öğrencisi Gülay Beceren felç oldu.

1996: 1980 sonrasının en kitlesel mitingi gerçekleştirildi. Kadıköy’ü dolduran yaklaşık 150 bin insan toplandı ama yine açılan ateş sonrası 3 kişi yasamını yitirdi.

İzleyen yıllarda da emekçiler ve emek dostları, Kadıköy ve ardından Şişli Abide-i Hürriyet Meydanında, kitlesel katılımlarla yapılan kutlamalarda, bayramlaştılar, taleplerini dile getirdiler."

2000'li yıllarda 1 Mayıs 

2007:  1 Mayıs'ı yeniden Taksim'de kutlayarak aynı zamanda 1977'de olan olayları anmak isteyen grupları polis silah, biber gazı, gaz bombası kullanarak durdurmaya çalıştı. Yüzden fazla kişi yaralandı, 700'e yakın gözaltı gerçekleşti. İbrahim Sevindik adındaki bir vatandaş yaşamını yitirdi. 

2008: Nisan ayında yapılan düzenlemeyle 1 Mayıs "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kabul edildi.  

Aynı yıl 1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanması konusunda yapılan görüşmelerde sonuç çıkmadı, ancak sendikalar Taksim'e yürüme kararı aldı. Bunun üzerine, güvenlik güçleri de bir gün öncesinden önlemler almaya başladı. Sabah erken saatlerden itibaren itibaren Şişli'de, Osmanbey'de, Pangaltı'da, Nişantaşı'nda, Okmeydanı'nda, Dolapdere'de ve Kurtuluş'ta olaylar çıktı. Polisin DİSK, Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, ÖDP ve Halkın Kurtuluş Partisi binasına yönelik tutumu ve bir hastanenin acil servisi girişinde gaz bombası atarak birçok kişinin yaralanmasına neden olması eleştirilere neden oldu. Polis bu olaylar sırasında biber gazı, gaz bombası, tazyikli ve boyalı su kullandı. 

DİSK binası önündeki olaylarda CHP Milletvekili Mehmet Ali Özpolat, sıkılan biber gazı nedeniyle kalp spazmı geçirdi. Okmeydanı'nda Burhan Gül isimli 19 yaşında bir genç, başından plastik mermiyle vurularak yaralandı.  Ankara'da Sıhhiye Meydanı'nda yapılan kutlamalarda da olaylar çıktı ve polis, göstericilere gaz bombalarıyla müdahale etti. 

2009: TBMM'de 1981'den sonra 1 Mayıs tekrar resmi tatil ilan edildi, ancak Taksim'de kutlanmasına yine izin verilmedi.

Yeniden Taksim ve yeniden yasak

2010 yılında 1 Mayıs yüz bini aşkın kişinin katılımıyla Taksim'de kutlandı. 2011 ve 2012 yıllarında da kutlamaların adresi Taksim Meydanı idi. 

2013 yılında 1 Mayıs'tan 4 ay önce Taksim'i Yayalaştırma projesi çalışmaları nedeniyle 1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanmasına izin verilmemesi üzerine bazı gruplar ile polis arasında çatışmalar yaşandı.

2020:  15 sendika yöneticisi DİSK Genel Merkezi önünden Taksim Meydanı'na yürümek isterken gözaltına alındı. Taksim Meydanı 1 Mayıs kutlamasına yeniden kapanmıştı. 

2021: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1 Mayıs Bayramı kapsamında Tuzla'daki bir fabrikada işçilerle iftara katıldı. Erdoğan,  "Maalesef bunu farklı eylemlere dönüştüren, yine bugün de olduğu gibi bazı aşırı terörist gruplar, bu güzel günü anlamsız hale getirmenin gayreti içerisine giriyorlar" eleştirisinde bulunuyordu. Hak-İş, koronavirüs salgını nedeniyle 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı önceki yılki gibi temsili olarak kutladı. Öte yandan, Taksim'e çıkmaya çalışan 200'dan fazla kişi de gözaltına alındı. 

2022: İstanbul'da eylemler Maltepe Miting Alanı'nda oldu. Alana gökkuşağı bayrakları ile girmek isteyenlerle polisler arasında gerginlikler yaşandı. Taksim Meydanı'na çıkmayan isteyen gruplara polis izin vermedi, yine gözaltılar vardı. 

2023: İstanbul'da eylemler yine Maltepe Miting Alanı'nda oldu. Seçim atmosferi alana da yansımıştı.