İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu bazı görevliler "Kent soruşturması" kapsamında gözaltına alındı. (Foto: Arşiv)

İmamoğlu gözaltına alındı

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu bazı görevliler "Kent soruşturması" kapsamında gözaltına alındı. 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Kent soruşturma kapsamında elde olunan bilgi ve belgelere göre; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Şişli Belediye Başkanı Resul Ekrem Şahan, Reform Enstitüsü Başkanı Mehmet Ali Çalışkan, PKK/KCK terör örgütünün ideolojik alan yapılanmasında faaliyet gösterdiği tespit edilen firari şüpheli A.B, A.B’nin sahibi olduğu SPECTRUM HOUSE çalışanı H.A. (2018 yılında terör örgütünün kırsal alanına eleman aktarılması hususunda tespit bulunan) ve Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Ebru Özdemir’in iştirak halinde ‘Kent Uzlaşısı’ faaliyetinin içerisinde yer aldıkları, 

yine İBB iştiraki İstanbul Planlama Ajansı ve BİMTAŞ bünyesinde terör örgütü mensupları/sempatizanlarının işe alındığı, şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun diğer şüphelilerle birlikte yerel seçimlerde, belediye meclis üyesi listelerinin kendisinin onayıyla belirlenmesi de nazara alındığında terör örgütünün yönetimince de ifade edilen metropollerde etkinliğinin arttırılması amacını taşıyan kent uzlaşısı faaliyetine bilerek iştirak etmek suretiyle PKK/KCK terör örgütüne yardım etme suçunu işledikleri anlaşılmakla adı geçen (7) şüpheli hakkında 19/03/2025 tarihi 06.15 itibarıyla eş zamanlı yakalama, gözaltı, arama ve el koyma işlemleri icrası amacıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne talimat verilmiştir." 

İmamoğlu: "Dimdik ayaktayım"

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, gözaltına alınmadan önce sosyal medyadan yaptığı açıklamada, polislerin kapısına geldiğini belirterek şunları söyledi:

"Kapıya yüzlerce polis geldi. Kendime millete emanet ediyorum. Eve baskınla polis geliyor, kapıya polis çalıyor. Kendime 16 milyon değil, 86 milyon ve bütün dünyadaki bu zulmü yapan insanlara karşı dirence emanet ediyorum. Milletime güveniyorum.

Bu ahlaksızlığı, bu ceberut tutum ve tavrı milletimizin iradesi, milletimizin direnci elbette geri çevirecektir. Bu ülkenin çocuklarına, kadınlarına, bütün insanlarına en güzel duygularımı iletiyorum. Dimdik ayaktayım. Kimse endişe duymasın. Hepinizi kucaklıyorum.

Milletim çok seviyorum. Unutulmasın ki egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir. Yılmayacağımı, dik duracağımı, mücadeleye devam edeceğimi bütün milletimin bilmesini istiyorum.

Ekrem İmamoğlu'nun kapısına yüzlerce polisi yığan bu sürecin başındaki ve bütün bu dosyaların savcısı, Cumhurbaşkanı ve buradaki temsilcisi bir avuç insan ve benim gariban polisimin, Ahlaklı polisimi bu işe alet eden kim varsa o bütün bir avuç insandan bu millet adalet önünde hesap soracaktır."

Tepkiler

İmamoğlu'nun gözaltına alınmasına siyasilerden tepki geldi. Yapılan açıklamalar ve sosyal medya paylaşımlarında dile getirilen tepkilerde bazıları şöyle:

-Özgür Özel (CHP Genel Başkanı): Milletin yerine karar vermek, halkın iradesinin yerine geçmek ya da ona engel olmak için güç kullanmak darbedir. Şu anda bir sonraki cumhurbaşkanını milletin belirlemesine engel olmak üzere bir güç devrededir. Bir sonraki cumhurbaşkanımıza darbe girişimi ile karşı karşıyayız...

Milletimiz devletini sever ama birileri tarafından devlet milletin karşısına dikilirse millet buna izin vermez. Esas güç millettir ve en sonunda millet kazanır... Yine öyle olacak. Teslim olmayacağız. En sonunda yine milletin dediği olacak ve  Türkiye kazanacak."

-Ekrem Baş (TİP Genel Başkanı): "Ellerine geçirdikleri gücü kullanarak halk iradesini kırmaya dönük girişimlerine devam ediyorlar. Bu bir darbedir.

Ne olursa olsun, bu güzel ülkeyi darbecilerin insafına teslim etmeyeceğiz.

Tüm halkımızı ve tüm siyasi partileri, sendikaları, meslek odaları ve demokratik kitle örgütlerini hep birlikte darbenin karşısında durmaya çağırıyoruz. Teslim olmayacağız ve bu karanlık sona erecek."

-DEM Parti (MYK açıklaması): "Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi bu uygulamaların tamamı darbe uygulamasıdır. Türkiye gittikçe daha belirgin hale gelen ve bütün siyasal ve toplumsal muhalefeti hedefleyen açık bir 'yargı ve iktidar ortak yapımı' sivil darbe sürecini yaşıyor.

Partimize ve siyasetimize yönelik yıllardır sürdürülen hukuksuz, keyfi ve antidemokratik uygulamalar ne yazık ki gelinen aşamada Türkiye’nin tamamını esir almış durumdadır. Kayyımcı ve darbeci bu zihniyet, Türkiye’nin ve toplumun geleceğine kurulmuş en büyük komplodur.

Gözaltı operasyonunda ileri sürülen gerekçelerin tamamı bu darbeyi ve hukuksuzluğu örtemeyecek bahanelerdir. Kent uzlaşısını, demokratik siyaseti ve siyasi ortaklaşmayı hedef almak yerel seçimlerde alınan yenilginin hazımsızlığı ve intikamıdır. Dünkü kayyım uygulamaları da bugünkü operasyon da halk iradesine saldırıdır. Geleceğe dönük olarak da siyaseten rakibini saf dışı bırakma, iktidarını sürdürme girişimidir.

Bugün yaşananlar Türkiye halklarının barış ve demokrasi umutlarını kırmaya yönelik de bir saldırılardır. Türkiye’den başlayıp Ortadoğu’ya yayılacak değişim girişimini sabote etme çabasıdır. Asla kabul etmiyoruz. Bu uygulamaların ne Türkiye’ye ne de buna onay verenlere asla faydası olmayacaktır. Dün olduğu gibi bugün de toplum vicdanında bu uygulamaların tamamı ters tepecektir."

-Cemil Tugay (İzmir BB Başkanı): "Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Bu cümle ve içindeki kavramlar, Anayasamızın vazgeçilmez unsurlarıdır ve Anayasamızın başlangıç kısmında, sözüne ve ruhuna saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere, vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunmuştur."

Türkiye, tüm hukuk dışı uygulamaları demokratik sınırlar içinde kalarak aşacaktır, aşmak zorundadır. Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değerlerine sonuna kadar sahip çıkacağımızdan hiç bir yurttaşımızın kuşkusu olmasın.

-Koray Aydın (Ankara Milletvekili): "Türkiye bugün, bir yargı darbesiyle karşı karşıyadır. Ülkemiz bugün, sıkıyönetim ve olağanüstü hal rejimlerini aratmayan demokrasi dışı ve hukuk dışı uygulamalar ile karşı karşıyadır.

Demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye'de yargı, siyasi iktidarın seçimle yenemediği rakiplerini safdışı bırakmanın bir aracı haline gelmiştir.

İktidar, bir taraftan Türk yargısının terör örgütü kurmak, yönetmek ve vatana ihanetten mahkum ettiği İmralı'daki terörist başını umut hakkı adı altında salıvermek için bir süreç yürütürken, aynı iktidar öte yandan seçimle yenemediği siyasi rakibini yolsuzluk ve kent uzlaşısı iddiası ile yaftalayarak mahkum etmek istemektedir.

İktidarın amacı, seçimle kazanamadığı İstanbul Büyükşehir Belediyesine elkoymak ve cumhurbaşkanı adayı olan Sayın @ekrem_imamoglu

'nu yargı darbesiyle safdışı bırakmaktır. Başkaca bir sebep aramaya gerek yoktur, bütün bu yapılanlar iktidarın bu senaryosu doğrultusunda kurgulanmakta ve icra edilmektedir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarına yapılan yargısız infazdır, itibar suikastidir ve haysiyet cellatlığıdır. Sonuçta adalet er ya da geç tecelli edecektir ancak iktidarın demokrasi ve hukuku ayaklar altına alan bu uygulamaları bir utanç vesikası olarak tarihe geçecektir.

Sonuçta bütün bu demokrasi ve hukuk dışı uygulamaların bir numaralı siyasal sorumlusu olan siyasi iktidar; hukuk, millet ve tarih önünde mahkum olacaktır."