Münih Güvenlik Konferasında ne konuşuldu?
Almanya’nın Münih kentinde geleneksel olarak toplanan Güvenlik Konferans, bu yıl güvenlik ve özellikle Avrupa’nın savunması ve güvenliği konusundaki tartışmalara sahne oldu.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Avrupa’yı “ortak bir medeniyet olarak Batı’yı kurtarmaya” çağırırken, AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas Avrupa Birliği’nin “kurtarılmaya ihtiyacı olmadığını” söyledi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ise Avrupa’nın Rusya, Ukrayna ve ABD arasında sürdürülen görüşme sürecinde masada yer almamasını “büyük hata” olarak nitelendirdi.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz “bilinen dünya düzeninin artık mevcut olmadığını” savunurken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Avrupa’da nükleer caydırıcılık konusunda stratejik diyalog başlatıldığını açıkladı.
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ise ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland konusundaki tutumunun değişmediğini söyledi.
Rubio: “ABD, Batı’nın tertipli bekçisi olmayacak”
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dün yaptığı konuşmada, “Amerika olarak Batı’nın yönetilen düşüşünün kibar ve tertipli bekçisi olmakla ilgilenmiyoruz” dedi.
Rubio, Batı’nın “iklim kültü” ve kitlesel göçten kaynaklanan “kötü tasarlanmış politikalar” nedeniyle bir medeniyet gerilemesine girdiğini savundu ve Avrupa’yı ABD ile birlikte hareket etmeye çağırdı.
Washington’u “Avrupa’nın çocuğu” olarak niteleyen Rubio, iki tarafın kaderinin “iç içe” olduğunu söyledi.
Konuşma, geçen yıl aynı konferansta ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Avrupa’ya yönelik sert eleştirilerinin ardından artan gerilim ortamında yakından izlendi.
Trump’ın Danimarka’ya bağlı Grönland’ı zorla alma tehdidi de tansiyonu yükselten başlıklardan biri olmuştu.
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Rubio’nun konuşması sonrası ABD ile ilişkiler konusunda “rahatladığını” belirtirken, Kallas “duyarlı ve çökmekte olan bir Avrupa medeniyeti” söylemini reddetti.
Zelenski: “Avrupa masada değil, bu büyük hata”
Zelenskiy, Avrupa’nın Ukrayna-Rusya barış görüşmelerine dahil edilmemesini eleştirerek, “Avrupa pratikte masada yer almıyor. Bana göre bu büyük bir hata” dedi.
ABD’nin Moskova ile temasları yeniden başlatmasının ardından Avrupa ülkeleri süreç dışında kalmıştı. Oysa Avrupa ülkeleri, Ukrayna’ya hâlihazırda en büyük askerî ve malî desteği sağlayan taraf konumunda bulunuyor.
Zelenski ayrıca, Ukrayna’nın 2027’de Avrupa Birliği’ne katılım için “teknik olarak hazır” olabileceğini söyledi ve Avrupa başkentlerini bu tarih üzerinde uzlaşmaya çağırdı.
Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nausėda ise “Putin bizimle konuşmaya istekli değil ve Washington da buna izin vermeye hazır değil” dedi.
Merz: “Kurallara dayalı düzen artık yok”
Almanya Başbakanı Merz, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı, Çin’in ticaret politikaları ve ABD’nin müttefiklerine yaklaşımının küresel dengeleri değiştirdiğini söyledi. Merz, “En parlak dönemlerinde bile kusurlu olan bu düzen artık mevcut değil” dedi.
Macron: Nükleer caydırıcılık için stratejik diyalog
Macron, Almanya ile nükleer caydırıcılık konusunda stratejik diyalog başlatıldığını açıkladı.
Fransa Cumhurbaşkanı, “Ulusal doktrinimizi nasıl ifade edebileceğimizi görmek amacıyla Şansölye Merz ve diğer Avrupalı liderlerle diyalog başlattık” dedi.
ABD’nin Avrupa’ya yönelik güvenlik taahhütlerine ilişkin belirsizlikler, kıtada nükleer caydırıcılığın yeniden tartışılmasına yol açtı.
Trump, Avrupa’yı savunma harcamaları konusunda yetersiz kalmakla suçlamış ve Grönland konusunda askerî güç tehdidinde bulunmuştu.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ise nükleer silahlanmaya karşı uyarıda bulunarak, bunun “garanti değil, kumar” olduğunu söyledi.
Grönland gerilimi
Danimarka Başbakanı Frederiksen, NATO arabuluculuğu sonrası Grönland çevresindeki gerilimin düşüp düşmediği sorusuna, “Sanırım ABD Başkanının arzusu da aynı yönde” yanıtını verdi.
Trump’ın Grönland üzerindeki kontrolü zorla ele geçirme tehdidi diplomatik krize yol açmıştı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile varılan mutabakat ve üçlü görüşmeler tansiyonu kısmen düşürdü.
Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen ise baskıyı “kabul edilemez” olarak nitelendirdi, ancak ittifak içinde kalma iradesini yineledi.
Von der Leyen: “Karşılıklı savunma isteğe bağlı değil”
Ursula von der Leyen, AB Antlaşmasının 42.7’nci maddesi uyarınca karşılıklı savunmanın “isteğe bağlı olmadığını” söyledi.
AB, 2030’a kadar savunma hazırlıklarını artırmayı hedefleyen 800 milyar euroluk bir program başlattı. Ancak 42.7’nci madde, NATO’nun 5’inci maddesine kıyasla daha zayıf bir güvenlik garantisi olarak değerlendiriliyor.
Von der Leyen, maddenin ancak “güven ve kabiliyet” temelinde anlamlı olacağını ve şartlarının hâlâ netleştirilmesi gerektiğini kaydetti ve AB’nin savunma kararlarını daha hızlı alması ve İngiltere gibi üçüncü ülkelerle ortaklıklarını güçlendirmesi gerektiğini söyledi.








