Bakanlığa ‘mobbing’ raporu
Mobbing ile Mücadele Derneği’nce (MMD) hazırlanan ve Türkiye’de mobbingle mücadele alanındaki yapıyı, kurumsal ihtiyaçları ve çözüm önerilerini içeren rapor Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na (ÇSGB) iletildi.
Raporda; mevcut başvuru mekanizmalarının işleyişi, kurumsal koordinasyon ihtiyacı, mağdur koruma süreçleri ve önleyici politika alanları değerlendirilirken, mobbingle mücadelede daha bütüncül ve sürdürülebilir bir kamu politikası çerçevesine ihtiyaç bulunduğu belirtiliyor.
Raporda, özellikle ÇSGB koordinasyonunda etkin bir vaka yönetim sistemi geliştirilmesi, kurumlar arası eşgüdümün güçlendirilmesi, veri standardizasyonunun sağlanması ve çalışanları koruyucu mekanizmaların güçlendirilmesi yönünde önerilere yer verildi.
MMD Başkanı İlhan İşman, konuya ilişkin şunları söyledi:
“İş yaşamında mobbing, yalnızca bireysel bir mağduriyet alanı değil; çalışma barışını, kurumsal verimliliği ve toplumsal refahı doğrudan etkileyen yapısal bir sorundur. Derneğimiz tarafından hazırlanan bu raporun, çözüm odaklı, uygulanabilir ve kurumsal kapasiteyi güçlendiren bir politika çerçevesine katkı sunmasını önemsiyoruz. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın koordinasyonunda daha etkin, erişilebilir ve sonuç üreten bir mücadele mekanizmasının oluşturulmasının gerekli olduğu kanaatindeyiz.”
Rapordan
Raporda yer verilen konulardan bazı satırbaşları şöyle:
-Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile konu yeniden üst politika metni düzeyine taşınmıştır; ancak bu adım tek başına uygulama birliğini ve sonuç üretimini garanti etmemektedir.
-(Değişik kanallarla yapılan) yüksek başvuru ve işlem hacmi olduğunu; buna karşılık mobbing dosyalarında ihtisaslaşmış vaka yönetiminin sınırlı kaldığını göstermektedir.
-MMD araştırmasına göre katılımcıların yüzde 82,2’si mobbingin yaygın olduğunu, yüzde 76,4’ü mobbinge maruz kaldığını, %48’i ise maruz kaldığında hiçbir işlem yapmadığını belirtmiştir.
-Mart 2026 itibarıyla 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi için açık kaynakta yayımlanmış, göstergelere dayalı kapsamlı bir resmî etki analizine rastlanmamıştır. Buna karşılık genelge sonrasında kurulun yeniden teşekküllü, başvuru kanallarının görünürleşmesi, eğitim ve toplu sözleşme vurgusu ile bölgesel çalıştaylar gibi erken uygulama sinyalleri ortaya çıkmıştır.
-Bununla birlikte MMD araştırmasında katılımcıların yüzde 56,9’unun genelgeden haberdar olmadığını belirtmesi, uygulama etkisinin henüz sınırlı ve eşitsiz yayıldığını göstermektedir.
Bakanlık öncülüğünde yürütülmeli
-Genelge, ÇSGB koordinasyonunda yıllık izleme ve etki değerlendirme sistemine bağlanmalıdır.
-Politika ekseni, başvuru kanallarını çoğaltmaktan ziyade; tekil dosya takibi, misilleme karşıtı koruma, veri standardı, eğitim, önleme ve şeffaf raporlama üzerine kurulmalıdır.
-Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın resmî görev alanı; çalışma hayatını düzenleme, işçi-işveren ilişkilerini ve çalışma barışını koruyucu tedbirler alma, çalışan sağlığı, güvenliği ve refahını esas alma, istihdam ve sosyal güvenlik politikaları geliştirme ve çalışma yaşamına ilişkin veriye dayalı politika üretme başlıklarını kapsamaktadır. Bu nedenle mobbing ile mücadele, Bakanlık bakımından tali bir idari konu değil, doğrudan asli görev alanı içindedir.
-Bu işin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı öncülüğünde yürütülmesi gerekmektedir.
-Dağınık başvuru kanallarını ortak veri standardı ile tekil dosya takibi altında toplayabilecek en uygun koordinasyon merkezinin ÇSGB olmasıdır.
-Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulunun bileşimi, alanda fiilen çalışan sivil toplum kuruluşlarının temsili ile güçlendirilmelidir.
Sistemsel değerlendirmeler
-Türkiye’de mobbing ile mücadele alanında tamamen boş bir kurumsal zemin bulunmamaktadır.
- Sistemin en temel zayıflığı, parçalı yönetişim mimarisidir. Mağdur aynı vakayla ilgili çok sayıda kuruma başvurabilmekte; ancak dosya çoğu zaman tek elden izlenmemektedir.
-Müstakil bir mobbing kanununun bulunmaması, uygulama birliği ve hukuki netlik sorununu derinleştirmektedir.
-ILO’nun 190 sayılı Sözleşmesi’nin onaylanması, Türkiye’ye uluslararası ölçekte bütüncül bir normatif zemin sağlayacaktır. Bunun yanında mobbingin psikososyal risk olarak ele alınması, konuyu yalnızca şikâyet ve dava hattından çıkarıp önleme ve yönetişim eksenine taşıyacaktır.
-Mağdurların önemli bir bölümünün hiçbir işlem yapmaması, sorunun sessizleşme ve normalleşme riski taşıdığını göstermektedir.
Politika önerileri
-ILO 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi onaylanmalıdır.
-Müstakil bir Mobbing ile Mücadele Kanunu çıkarılmalıdır.
-ÇSGB koordinasyonunda Ulusal Mobbing Vaka Yönetim Sistemi kurulmalıdır.
-Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu’na izleme ve performans raporlama yetkisi verilmelidir.
-Kurumlar arası veri standardı ve yönlendirme protokolü oluşturulmalıdır.
-Tüm kamu kurumları ve büyük ölçekli işyerleri için yazılı mobbing politikası zorunlu kılınmalıdır.
-Mobbing, psikososyal risk olarak risk değerlendirmelerine dâhil edilmelidir.
-Misilleme karşıtı koruma ve yıllık şeffaflık raporlaması yasal zemine bağlanmalıdır.








