KONULAR
TMO'nun hububat alım fiyatını açıkladı
Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 2026 yılı hububat alım ve satım fiyatları açıklandı.
TMO tarafından 21 Mayıs 2026 tarihinden itibaren üreticilerin Çiftçi Kayıt Sistemi’nde (ÇKS) kayıtlı buğday ve arpa ürünleri taahhütname karşılığı teslim alınmaya başlandı.
2026 yılı TMO Hububat Alım Fiyatları (2. grup ürünler için) ton başına makarnalık buğdayda 16.500 lira, ekmeklik buğdayda 16.500 lira, arpada ise 12.750 TL olarak belirlendi.
Yapılan açıklamada, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından üreticilerim temel destek, planlı üretim desteği ve sertifikalı tohum kullanım desteği olarak dekara toplam 980 lira ödenecek, (ülke ortalama verimi dikkate alınarak) ton başına ise toplam 3.014 lira destek ödemesine tekabül ettiği belirtildi.
Açıklamada, “Böylece desteklerle birlikte üreticilerimizin eline toplamda ekmeklik ve makarnalık buğday için 19.514 TL/ton, arpa için ise 15.764 TL/ton geçmiş olacaktır” denildi.
TMO ürün bedeli ödemeleri, ürün teslimatını izleyen 45 gün içinde üreticilerin banka hesaplarına yatırılacak.
Hububat satış fiyatları
TMO hububat satışlarına 1 Ekim itibariyle başlayacak. Bu kapsamda uygulanacak satış fiyatları da şu şekilde belirlendi:
-2. grup makarnalık buğday için 18.500 TL/ton,
-2. grup ekmeklik buğday için 18.500 TL/ton,
-2. grup arpa için 14.000 TL/ton olarak belirlendi.
“Üreticinin beklentilerini karşılamadı”
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatlarının üreticilerin beklentilerini karşılamadığını söyledi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
“TMO tarafından 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatları açıklandı. Açıklanan fiyatlara göre, 2025 yılında prim hariç ton başına 13 bin 500 lira olarak belirlenen kırmızı/beyaz sert ekmeklik buğday ile makarnalık buğday alım fiyatı, 2026 yılında yüzde 22,22 oranında artırılarak ton başına 16 bin 500 liraya yükseltildi.
Arpa alım fiyatı ise 2025 yılında prim hariç ton başına 11 bin lira iken, 2026 yılında yüzde 15,9 oranında artırılarak ton başına 12 bin 750 lira olarak açıklandı.
Ancak açıklanan alım fiyatlarındaki artış oranları, 2026 yılı Nisan ayında yüzde 32,37 olarak gerçekleşen enflasyon oranının altında kaldı. Bu durum, üreticilerimizin artan girdi maliyetleri karşısında gelir kaybı yaşayacağını ortaya koyuyor.
Ayrıca birliğimize ve ziraat odalarımıza iletilen taleplerde de açıklanan fiyatın çiftçilerimizin beklentisini karşılamadığı görülüyor.”
Destek ödemelerinin hesabı
Bayraktar, Tarım ve Orman Bakanlığı‘ndan üreticilere temel destek, planlı üretim desteği ve sertifikalı tohum kullanım desteği olmak üzere toplam dekara 979 lira 60 kuruş destek ödemesi yapılacağının açıklandığını belirterek, bu desteklerin ton başına yaklaşık 3 bin 14 lira olarak hesaplandığının görüldüğünü kaydetti.
Sertifikalı tohumun üç yılda bir yenilenmesinin tavsiye edildiğini hatırlatan Bayraktar sertifikalı tohum desteğinden her üreticinin yararlanamayacağını belirtti.
Bayraktar, “ Dolayısıyla her üretici her yıl sertifikalı tohum kullanmıyor ve sertifikalı tohum desteğinden düzenli olarak yararlanmıyor. Buğday ve arpa üreticisinin aldığı destek dekar başına temel ve planlı üretim desteği 806 liradır. Bu nedenle, açıklanan toplam destek tutarının tüm üreticiler açısından fiilen elde edilebilen bir gelir unsuru olarak değerlendirilmesi mümkün değildir” dedi.
Ödeme zamanı eleştirisi
Bayraktar, ürün bedelinin ödeme zamanı konusunda da şu eleştirileri dile getirdi:
“Ürün bedellerinin 45 gün içerisinde ödeneceğinin açıklanması kabul edilebilir bir uygulama değildir. Çiftçilerimizin mazot, gübre, ilaç, tohum, işçilik ve kredi borçları hasatla birlikte kapıya dayanırken, üreticilerimizden parasını 45 gün beklemesi isteniyor ve üreticilerimiz emeğinin karşılığını zamanında alamıyor.
Bu nedenle ürün bedelinin en az yüzde 50’si teslimat anında, kalan kısmı ise en geç 15 gün içerisinde üreticilerimizin hesabına yatırılmalıdır. Aksi halde yüksek enflasyon koşullarında 45 günlük bekleme süresi, açıklanan alım fiyatlarının reel değerini önemli ölçüde aşındıracak ve üreticilerimizin gelir kaybını daha da artıracaktır. Çiftçilerimiz sadece düşük fiyatla değil, geç ödeme nedeniyle de mağdur edilmemelidir.”








