DSÖ raporlarına göre, Avrupalı dünyanın diğer bölgelerine kıyasla daha fazla alkol tüketiyor. (Foto: Depo Photos)

KONULAR

Kafası en 'kıyak' kıta Avrupa

Avrupalıların dünyanın diğer bölgelerine kıyasla daha fazla alkol tükettiği bildirildi.

Avrupa'da her yıl 15 yaş ve üzeri her kişi ortalama 9,5 litre saf alkol tüketiyor. Bu da yaklaşık 190 litre bira, 80 litre şarap veya 24 litre ağır alkollü içkiye denk geliyor.

Bu veriler, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2021 yılında yayınlanan Avrupa'da sağlık raporuna göre belirlendi.

Rusya ve Moldova gibi eski Sovyet Cumhuriyetleri de dahil olmak üzere 53 ülkeden oluşan geniş bir coğrafi alanı kapsayan DSÖ’nün sorumlu olduğu Avrupa bölgesinde 2000 ile 2019 yılları arasında kişi başına toplam alkol tüketimi 2,5 litre (yüzde 21) azaldı.

Ancak özellikle Batı Avrupa'da ülkelerinde insanlar hâlâ içki tüketimine devam ediyor. Dünyanın en çok içki içen ilk 10 ülkesinden (turist tüketimi dahil) dokuzu Avrupa Birliği üyesi!

AB'deki yetişkin nüfusun (15 yaş ve üzeri), 2019 yılında, yüzde 8,4'ü her gün, yüzde 28,8'i her hafta ve yüzde 2,8'i her ay içki içerken, yüzde 26,2'si son 12 ay içinde hiç alkollü içki tüketmediğini ya da hiç alkol kullanmadığını belirtti.

AB ülkeleri arasında tahminî alkol tüketiminde büyük farklılıklar var. Ancak bir eğilim baskın olmaya devam ediyor. Buna göre, erkekler kadınlardan daha fazla içiyor. Kadınların yüzde 4,1'ine karşılık erkeklerin yüzde 13’ü her gün içki içiyor. Kadınların yüzde 21,7'sine karşılık erkeklerin yüzde 36,4'ü her hafta içiyor.

Cinsiyetler arasındaki en büyük fark Portekiz’de ortaya çıkıyor. Portekiz’de kadınların yüzde 9,7'sine karşılık erkeklerin yüzde 33,4'ü her gün içiyor. İspanya ise bu oran yüzde 6,1'e karşılık yüzde 20,2 olarak belirlendi.

Avrupa'da en çok içki içen ülke hangisi?

2019 yılında, kişi başına en yüksek alkol tüketimine sahip ilk 10 Avrupa ülkesi Çekya (14,3 litre), Letonya (13,2), Moldova (12,9), Almanya (12,8), Litvanya (12,8), İrlanda (12,7), İspanya (12,7), Bulgaristan (12,5), Lüksemburg (12,4) ve Romanya (12,3) oldu.

DSÖ Avrupa bölgesinde en düşük alkol tüketimine sahip ilk 10 ülke de Tacikistan (0,9 litre), Azerbaycan (1,0), Türkiye (1,8), Özbekistan (2,6), Türkmenistan (3,1), İsrail (4,4), Ermenistan (4,7), Kazakistan (5,0), Arnavutluk (6,8) ve Kuzey Makedonya (6,4) olarak belirlendi.

Kuzey Makedonya, Ermenistan ve İsrail haricinde bu listede yer alan ülkelerin çoğunun, alkol tüketiminin yasaklandığı ve kınandığı, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeler olduğu unutulmamalı!

Buna karşın, AB'de kişi başına yıllık saf alkol tüketimi beş litrenin altında olan tek bir ülke bile yok! Hatta kişi başına yıllık alkol tüketimi 10 litrenin altında olan sadece beş ülke bulunuyor. Bu ülkeler, İtalya (8 litre), Malta (8,3 ), Hırvatistan (8,7), İsveç (9,0) ve Hollanda (9,7).

Avrupalılar çok içiyor ama ne sıklıkla?

DSÖ’nün verileri, insanların yaşları ilerledikçe günlük alkol tüketimlerinin de arttığını gösteriyor.

15-24 yaş arası kişiler, günlük içki içenlere ilişkin istatistiklerde en küçük grubu oluştururken (sadece %1), 75 yaş ve üzeri kişiler her gün bir kadeh içme olasılığı en yüksek olan gruptur (yüzde 16).

Bununla birlikte, ileri yaş grubu, aynı zamanda hiç alkol almayan ya da son 12 ay içinde hiç içmemiş olan kişilerin en yüksek oranına sahiptir (yüzde 40,3).

AB'de her gün içki içmenin en yaygın olduğu ülke, nüfusun beşte birinin (yüzde 20,7) her gün alkol tükettiği Portekiz'dir. Bu ülkeyi İspanya (yüzde 13,0) ve İtalya (yüzde 12,1) takip ediyor. 

Günlük içki içenlerin en düşük oranı, yüzde 1 civarında olmak üzere Letonya ve Litvanya'da belirlendi.

Her hafta alkol tüketen nüfus oranının en yüksek olduğu AB ülkesi yüzde 47,3 ile Hollanda. Bu ülkeyi Lüksemburg (yüzde 43,1) ve Belçika (yüzde 40,8) izliyor. 

Hırvatistan, hiç alkol tüketmediğini ya da son 12 ay içinde alkol tüketmediğini beyan eden en yüksek nüfus oranına (yüzde 38,3) sahiptir.

Tüm Avrupa ülkelerinde alkolden uzak duran kadın sayısı erkeklerden çok daha fazla!

Kadınların en ayık olduğu ülke, yüzde 46,7'sinin son 12 ay içinde hiç alkol kullanmadığını ya da içki içmediğini söylediği İtalya olarak belirlendi. Bu ülkede erkeklerin oranı ise yüzde 21,5.

Kıbrıs Rum Kesiminde bu oran kadınlarda yüzde 44,2, erkeklerde yüzde 12,8, Bulgaristan'da da kadınlarda yüzde 42,0, erkeklerde yüzde 16,2'dir.

Karşılaştırmalı aşırı alkol tüketimi vakaları

Bazı AB ülkelerinde diğerlerine kıyasla daha fazla “aşırı alkol” tüketimi görülüyor. 

“Aşırı alkol” tüketimi, tek bir seferde 60 g'dan fazla saf etanol (yaklaşık altı kadeh standart alkollü içecek) tüketmek olarak tanımlanıyor.

Neredeyse her beş Avrupalıdan biri (yüzde 19) 2019 yılında ayda en az bir kez ağır alkollü içki içtiğini belirtti.

Ayda en az bir kez aşırı alkol alan yetişkinlerin en yüksek oranları Danimarka (yüzde 38), Romanya (yüzde 35), Lüksemburg (yüzde 34), Almanya (yüzde 30) ve Belçika'da (yüzde 28) görülüyor.

İlginç bir şekilde, İspanya ve İtalya gibi nüfusun önemli bir kısmının her gün alkol aldığı bazı ülkeler, yüzde 6 ve yüzde 4 ile ağır içicilik ölçeğinde çok alt sıralarda yer alıyor.

Avrupa İstatistik Kurumu Eurostat'a göre, tek seferde düzenli olarak riskli alkol tüketimi erkekler arasında orantısız bir şekilde daha yaygın! 

Benzer şekilde, bu oran, lise ve yüksekokul/üniversite mezunları ile en yüksek gelire sahip olanlar arasında daha yüksek olarak belirlendi.

Birleşik Krallık 2020 yılında AB'den ayrıldı ve artık Eurostat verilerine dahil değil. Bununla birlikte, İngilizler ağır içici olmalarıyla ünlüdür. Peki içki içme alışkanlıkları Avrupa Birliği ile karşılaştırıldığında nasıl?

Birleşik Krallık'ta alkol tüketimine ilişkin yıllık raporlar hazırlayan bir STK olan Drinkaware'e göre, 2020 yılında İngiliz erkeklerin yüzde 57'si ve İngiliz kadınların yüzde 47'si haftada en az bir kez içki içiyor.

Dünya Sağlık Örgütüne göre, güvenli bir alkol tüketimi seviyesi yoktur. Alkolün zararlı etkilerinden kaçınmanın tek yolu da içmemektir.

Bununla birlikte, hükümetler düşük riskli içki tüketimine ilişkin kılavuzlar yayınlıyor. 

Kanada'da Ulusal Madde Kullanımı ve Bağımlılığı Merkezi, halka kendilerini haftada sadece iki içkiyle sınırlamaları çağrısında bulunuyor. Bu, daha önce kadınlar için haftada 10 ve erkekler için haftada 15 içki tavsiyesinde önemli bir azalmaya işaret ediyor.

Avrupa, Kanada'dan daha müsamahakâr ve kılavuz ilkeler bir AB ülkesinden diğerine nispeten benzerdir.

Örneğin Belçika ister yarım bardak bira ister küçük kadeh şarap olsun, sınırın erkek için haftada 21, kadın için 14 standart içki olduğunu belirtiyor.

İrlanda ise erkekler için haftada en fazla 17, kadınlar içinse 11 standart içki tavsiye ediyor. 

Bulgaristan ve Hollanda tavsiye edilen günlük sınırın bir kadeh şarap, bir bira ya da 50 ml alkollü içki olduğunu belirtiyor.

Almanya, erkekler için tolere edilen günlük maksimum alkol alımının 500 ml bira, 250 ml şarap (bir büyük kadeh şarap) veya 60 ml ağır alkollü içkiye eşdeğer olan 24 g olduğunu belirtiyor. Kadınlara bunun yarısı kadar içmeleri tavsiye ediliyor.

Estonya haftada en az üç gün alkol tüketilmemesini ve günlük alkol tüketiminden tasarruf edip daha sonra aşırıya kaçılmamasını tavsiye ediyor.

Lüksemburg ve Kıbrıs Rus Kesimi, ağır alkollü içkiler yerine şarap ve birayı tavsiye ediyor. Norveç, alkolün toplam kalori alımının yüzde 5'ini geçmemesi gerektiğini belirtiyor.

Birleşik Krallık'ta, üç veya daha fazla güne yayılmış olarak haftada 14 birimden fazla alkol alınmaması tavsiye ediliyor. Bu da yaklaşık altı orta boy kadeh şarap (175 ml) ya da yüzde 4 alkol oranına sahip üç litre biraya denk geliyor.

Kadınlar, benzer vücut ağırlığına sahip erkeklerden daha az vücut suyuna sahip olduklarından, alkolü farklı şekilde emer ve metabolize eder. Bu da genel olarak kadınların eşdeğer miktarda alkol içtikten sonra kanlarında daha yüksek alkol konsantrasyonlarına sahip oldukları anlamına gelir.

Alkolün ölümcül bedeli

DSÖ, boğulma ve trafik kazaları gibi kasıtsız yaralanmalardan kaynaklanan ölümlerin yüzde 30'unun ve intihar ve cinayet gibi kasıtlı yaralanmalardan kaynaklanan ölümlerin yüzde 39'unun alkolle bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor.

Alkol tüketimi aynı zamanda tehlikeli psikolojik ve sosyal sonuçlarla da ilişkili! Özellikle genç yetişkinlerin başka maddelere başlamasına ve korunmasız cinsel ilişkilere yol açarak HIV ve viral hepatit gibi hastalıkların bulaşmasında rol oynuyor.

DSÖ, alkolün DSÖ Avrupa bölgesinde yılda yaklaşık bir milyon, dünya genelinde ise üç milyon kişinin ölümüne neden olduğunu tahmin ediyor.