KONULAR
AYM’den Boğaziçi Üniversitesi protestocusuna tazminat kararı
Anayasa Mahkemesi, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki protesto eylemleri nedeniyle hakkında “bir ay önleyici tedbir” kararı verilen öğrencinin “toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının” ihlal edildiği sonucuna vardı ve 34.000 lira manevi tazminata hükmetti.
AYM, açık adı gizli tutulan G.Ç. adındaki öğrencinin başvurusuna ilişkin itirazı yerinde buldu ve karar Resmî Gazete’de yayımlandı.
Kararda “Boğaziçi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nde öğretim görmekte olan bir kadın” öğrenci olarak tanımlanan G.Ç’nin başvurusunun 24 Aralık 2021 tarihinde yaptığı belirtildi.
Kararda konu edilen durum Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Dr. Melih Bulu ve halen bu görevde bulunan Prof. Dr. Mehmet Naci İnci’nin atanmasına yönelik protesto eylemlerinin yapıldığı döneme rastlıyor. AYM kararında başvurucunun yanı sıra rektörlerin adları da baş harfleriyle kodlanarak yer aldı.
Rektörün aracını engelleme eylemi
Kararda, 4 Ekim 2021 tarihinde Rektör İnci’nin makam aracının önünün kesilmesi ve güvenlik güçlerinin müdahalesi sırasında arbede yaşadığı hatırlatılarak, bu olaydan sonra başvurucunun da aralarında bulunduğu öğrenciler hakkında ceza davası açıldığı ve ayrıca disiplin soruşturması başlatıldığı belirtiliyor.
Olayın ardından İstanbul Aile Mahkemesi tarafından verilen kararda İnci’nin “ısrarlı takip mağduru olduğu” ve İnci’ye yönelik protesto içeren söz ve davranışlar için başvurucu hakkında “önleyici tedbir” kararı alındığı ve bu karara yapılan itirazın reddedildiği hatırlatıldı.
AYM’nin kararında Anayasa’nın “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı” başlıklı 34. Maddesindeki hükümlere yer verilerek, şu değerlendirme yapıldı:
“Başvurucunun öğrenim gördüğü üniversitenin rektörünü protesto ettiği esnada sergilediği iddia edilen eylemler ve beyanları gerekçe gösterilerek, aleyhine mahkeme tarafından ‘başvurucunun davacıya karşı bir ay süre ile şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması’ şeklinde bir önleyici tedbir kararı verilmiştir.
Başvurucunun toplantı hakkını kullanarak gerçekleştirdiğine belirttiği protesto eyleminden hemen sonra böyle bir tedbir kararının verilmesinin başvurucunun tekrar toplantı hakkını kullanması üzerinde caydırıcı etki oluşturabileceğini söylemek mümkündür. Üstelik sözkonusu tedbir kararına uyulmaması durumunda 6284 sayılı Kanunda (Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun) öngörülen zorlama hapsine başvurulacağı hesabı katıldığında anılan caydırıcı etkinin varlığı daha da kuvvetlenmektedir. Şu halde, başvurucu aleyhine hükmedilen tedbir kararının başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahale teşkil ettiği kabul edilmelidir.”
Kanundaki tedbir kararı "kadını korumaya" yönelik
AYM kararında, sözkonusu kanunun amacı ve yönetmeliğin bir bütün olarak bakıldığında “ısrarlı takip mağdurunun bir kadın olması gerektiğinin düşünülebileceği” ifade edilerek, “Teorik açıdan kanunun amacı şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olanları korumak şeklinde açıklanmış olup somut olayda da M.N.İ’nin (Rektör İnci) anılan grupların şiddete uğrama tehlikesi bulunan tek taraflı ısrarlı takip mağduru olduğunun kabul ettiği görülmektedir” denildi.
AYM kararında, Aile Mahkemesinin itirazı red gerekçesinde, verdiği kararın “6284 sayılı yasanın amacını, ruhuna ve özüne uygun bir karar olduğundan itirazın reddine” ifadesine yer verdiği kaydedildi. AYM kararında, “Buna karşın somut olayın şartları gözetildiğinde bir üniversite rektörünün kendisini protesto eden öğrenci karşısında nasıl ısrarlı takip mağduru olarak nitelendirdiği mahkemelerin gerekçeli kararından anlaşılamamaktadır” denildi.
Bu nedenle verilen kararları “öngörülemez” olarak niteleyen AYM kararında şu ifadeler yer aldı:
“Bir hakka ya da özgürlüğe müdahale eden kuralın yorumlanmasında belirli ölçülerde takdir alanı elbette yargı mercilerine ait olmakla birlikte bu takdir alanının müdahaleye dayanak kuralın somut olaya uygulanmasının bireyler tarafından öngörülebilir olduğunu ortaya koyacak şekilde kullanılması zaruri olduğundan somut olayda müdahalenin kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna varılmıştır.
Müdahalenin kanunilik ölçütünü karşılamadığı sonucuna ulaşıldığından ayrıca meşru amacı ve demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı yönünden incelenmesine gerek bulunmadığı değerlendirilmiştir.”
Hak ihlali kararı ve manevi tazminat
Yüksek mahkeme, başvurucunun Anayasa’nın 34. Maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti.
Kararda, başvurucunun yerel mahkemeye yaptığı itirazın 25 Kasım 2021 tarihinde reddedildiği, tedbir süresinin dolması nedeniyle hak ihlalinin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı belirtildi.
Yüksek mahkeme, bu nedenle başvurucuya 34.000 lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
AYM heyeti, verdiği kararın da “ilgili mahkemesine bilgilendirme amacıyla gönderilmesi” karar verdi.








